Türkiye 24 Haziran seçimlerine tüm alanlarda olağan üstü şartlarda girdi.

-Ekonomik istikrarsızlık hiç bir dönemde olmadığı kadar vardı,

- Paramız hiç bir dönemde olmadığı kadar değer yitirmiş,

- İşsizlik hiç bir dönemde olmadığı kadar artmış, 

- Ekonomik güvensizlikten dolayı hiç bir dönemde olmadığı kadar yurt dışına beyin göçü yaşanmış, 

- Aileler hiç bir dönemde olmadığı kadar geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı ile karşı karşıya kalmıştı. 

- Ahlaki yozlaşma hiç bir dönemde olmadığı kadar artmış, 

- Mukaddesata, Milli ve Manevi değerlere hiç olmadığı kadar hürmet azalmış, 

- TV, gazeteler ve Sosyal Medya vasıtasıyla evlerimizin içine kadar giren “Ahlaksız dizi, film ve yarışma programları” ile Aile kurumumuz temelinden çatırdar hale gelmişti.

- 15 Temmuz hain Darbe girişimi ile toplum içerisinde bir iç kargaşa, iç savaş ve sosyolojik bir travma yaşatılmak istenmiş ancak, 15 Temmuzu 16 Temmuza bağlayan gece toplumun bütün kesimlerinin kahir ekseriyeti ile birlikte toplu bir direniş gösterilmesi neticesinde hem hain darbe girişimi püskürtülmüş hem de toplumun birlik ve beraberliği eskisine nazaran daha güçlü daha kuvvetli hale gelmiştir.

- Ancak siyasi iktidar toplumun bütün katmanlarını yok farz ederek bu başarıyı, aynı Mavi Marmara meselesinde olduğu gibi kendisine kendi siyasi çıkarları uğruna kullanmaktan geri durmamıştır.

- Sayın Cumhurbaşkanımızın darbenin hemen ardından yapmış olduğu açıklama da “Bunların alt kısmı ibadet orta kısmı ticaret üst kısmı ise ihanettir. “demek suretiyle çok güzel çok yerinde müspet bir tanımlama yapmıştı.

- Ancak ilerleyen süreç içerisinde bu yapının “İhanet “kısmında olanların Adil Öksüz örneğinde olduğu gibi bizzat Devlet görevlilerin eliyle serbest bırakıldığı yurt dışına çıkmasına göz yumulduğu hepimizin malumudur.

- Hain darbe girişimine katılan Mehmet Dişlinin ağabeyi Şaban Dişli daha sonra Cumhurbaşkanı Baş Danışmanlığına getirildiği de hepimizin malumudur.

- Hain Darbe girişimine katılanlar bir bir dolaylı yoldan adeta ödüllendirilirken, bu yapı ile dolaylı ya da doğrudan hiç bir zaman bir bağı olmamış insanları “Fetöcü” diye itham ederek işlerinden ettiler, cezaevlerine attılar...

- Bu yapı ve darbe girişimi ile hiç ilgisi olmayan bu insanları sorgusuz sualsiz itham ettiler ve bu insanlar dertlerini anlatamamalarının ve alçakça itham edilmelerinin neticesinde yüzlercesi intihar etmişti. Yüzlerce aile yok olmuş, binlerce masum yavru yetim ya da öksüz kalmış on binlerce insan cezaevlerine girmiş, ocaklar sönmüş ve Beşyüz Bin kişi direk en az İki Milyon kişi de KHK’lar ile mağdur edilmiştir.

- Maalesef geldiğimiz nokta itibariyle, Üç Bin yıllık bir Devlet geleneğimiz olmasına rağmen, mevcut iktidar ülke yönetimini aklileştirememiş ve süreci iyi yönetememiştir.

- 15 Temmuz hain Darbe girişimine karşı halk top yekun bir şekilde birlik ve beraberlik içinde karşı koymasına rağmen, ülkeyi idare eden Ak Parti iktidarının çıkarcı ve basiretsiz tutumundan dolayı bugün bu ülkenin vatandaşları tam anlamıyla ortadan ikiye bölünmüş, aileler birbirine düşman olmuş, farklı siyasi görüşlere mensup olan insanlar bir araya gelip iki laf edemez hale gelmiş, taraflar birbirlerini vatan haini diye itham edecek kadar ileriye gitmişlerdir.

İşte mevcut bu şartlar altında ülkemiz bir seçim atmosferine girmiştir. Bu seçimde hem Cumhurbaşkanımızı hem de Meclis de sizleri temsil edecek olan 600 Milletvekili seçildi.

Saadet Partisi senelerce, 12 Eylül Darbe ürünü olan %10 seçim barajının kaldırılmasını ve temsilde adaletin sağlanmasını her Platformda defalarca dile getirdi. Hatta mevcut siyasi iktidar iş başına gelmeden önce bu darbe ürünü olan seçim barajını kaldırma vaadiyle iktidara gelmişti. Ancak, ilerleyen süreç içerisinde Ak Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu'nun kendi ifadesiyle, seçim barajının düşürülmesi ya da kaldırılması Saadet Partisinin işine yarayacağı için bu anti demokratik durum mevcut iktidar tarafından bilerek ve isteyerek kaldırılmamıştır.

Saadet Partisi bu mevcut anti demokratik durumu bertaraf etmek ve temsilde adaletin sağlanması için, Ak Partinin MHP yi meclise taşımak için çıkardığı “İTTİFAK YASASINDAN “yararlanmak suretiyle CHP ve İYİ PARTİ ile seçim işbirliğine gitti.

Bu seçim işbirliğinde Saadet Partisi kendi Cumhurbaşkanı adayı ve kendi Milletvekili adayları ile yer almış hiç bir partinin çatısı altında seçime girmemişti. Ancak toplumun belli bir kesimi, Ak Parti ve MHP yöneticilerinin ve taraflı-yandaş medya organlarının yönlendirmesi ile Saadet Partilileri “hainlikle” CHP’lileri de “Din Düşmanı “olmakla itham etmekten geri durmamışlardı. Bu kutuplaşmayı o kadar derinleştirdiler ve o kadar büyüttüler ki Millet İttifakının Partilerinin mensuplarına, stantlarıma ve seçim bürolarına fiili saldırılar gerçekleştirerek asılan pankart ve bayraklar hiç bir gerekçe gösterilmeden hukuksuz bir şekilde Belediye görevlileri tarafından defalarca kez indirilmişti. Bu hukuksuz, kin ve nefret dolu hareketlerin neticesinde arife günü Ramazanı Şerifin son günü Urfa’mızda maalesef 4 kişi öldürülmüş Kutsalımıza, Bayramımıza ve seçimlere kan bulaşmıştı.

Tüm bu olumsuz şartlara karşılık olarak, Saadet Partisi, CHP ile Seçim İşbirliğine gitmek suretiyle aslında 4 şeyi başarmış oldu;

1)Bu ülkenin Dindar insanları ile Sol görüşlü insanlarının ülke ve millet menfaatleri ekseninde bir araya gelebileceğini,

2) Bu ülke insanlarının siyasi görüşü, dini, mezhebi ve ırkı ne olursa olsun bir araya gelebileceğini ülke menfaatleri altında bir işbirliğine gidilebileceğini,

3) Bu ülkenin Misakı Milli sınırları içerisinde yaşayanların bir birilerinin düşmanı olmadığını kardeşlik ve yurttaşlık bağı ile birbirlerine bağlı olduklarını,

4) Hain Darbe girişimi ile toplumu birbirine düşürmek isteyen ve toplumu karpuz gibi ortadan ikiye bölmek suretiyle kutuplaştırmak isteyenlere de en güzel cevabı vermiş oldu.

Ancak, az önce de belirttiğim gibi ülkemizin bir kısım insanları tüm bunları görmezden gelip CHP ile yapılmış olunan Seçim İşbirliğinden dolayı Saadet Partililere en ağır hakaretleri ithamları yaptılar. Bizde ister istemez şu soruları sormak durumun da kalıyoruz:

1)Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, vakıflarda ve yurtlarda tecavüze uğrayan kız ve erkek çocuklarını dert edindiler mi?

2)Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, kulaktan kulağa aktarılan, söylenen belediyelerde ki %10 ihale komisyonu meselesini dert edindiler mi?

3) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, Toplumun kredilere, faizlerle mahkûm edilmesini onlarca yıl geleceklerini Bankalara ipotek ettirmesini dert edindiler mi?

4) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, Irak’ta katledilen 1,5 milyon Müslümanı ve namusları kirletilen yüzbinlerce masum kadınları dert edindiler ve feryatlarını işittiler mi?

5) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, ülkemizin TV kanallarında ki, Toplumun Milli ve Manevi değerlerini zedeleyen ve Türk aile yapısını temelinden dinamitleyen Ahlaksız yarışma programlarını ve ensest ilişkileri özendiren Ahlaksız Dizileri dert edindiler mi?

6) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, çöplerden ekmek ve sebze toplamak suretiyle çocuklarının karnını doyurmaya çalışan bu ülkenin yoksul ve gariban insanlarının dertlerini dert edindiler mi?

7) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, %99 Müslüman olduğunu söylediğimiz insanlarımızın binlerce yıllık tarihi köklerinden koparan, başta “Zina Yasası “olmak üzere AB Uyum Yasaları çerçevesinde çıkarılan yasaları ve düzenlemeleri dert edindiler mi?

8) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, “Çözüm Süreci “adı verilen Çözülme ve İhanet sürecinde ülkemin meydanlarında PKK paçavralarının sallandırılmasını ve On binlerce insanın katili olan Abdullah Öcalan’ın mektubunun okunmasını dert edindiler mi?

9) Bu ülkenin Dindar insanları Saadet Partisinin CHP ile Seçim işbirliğini dert ettiği kadar, Habur Sınır Kapısından Teröristleri tören ve şenlik içerisinde adeta birer kahraman gibi Türkiye ye sokup bu ülkenin şerefli savcılarını Teröristlerinin karşısına dikilmesini dert edindiler mi?

Bu yukarıda saymış olduğum maddelerin hiç birini bu ülkenin insanı sormadı sorgulayamadı. Bunun neticesinde ise "Cumhur İttifakı" seçimleri kazanmış oldu.

Çünkü tüm iletişim kanalları üzerinden insanlar manipüle edildi. Seçimler OHAL şartlarında gerçekleştirildiği için özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde OHAL şartları iktidar ve küçük ortağı MHP lehine işletildi. Buna karşılık olarak Muhalefet bloğu ise stratejik ve doğru hamleleri yapmakta gecikince mevcut tablonun ortaya çıkması kaçınılmaz oldu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.