Haberin Kapısı
2021-03-01 10:46:17

Ayrılsak da beraberiz!..

Sabri Gültekin

halilsivasi@yahoo.com 01 Mart 2021, 10:46

ABD Başkanı Donald Trump göreve geldiği 20 Ocak 2017 tarihinden itibaren dünyayı askerlerle işgal ederek değil, haraca bağlama ve ekonomik yaptırımlarla köleleştirme yöntemi üzerinden yürüdü.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi patlak verince Trump, salgın dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) suçladı. Küreselcilerin ahtapot kollarından biri olan Dünya Sağlık Örgütü’ne sağladıkları fonu kesti. (Sonrası malum; sadece başkanlığı gitmekle kalmayıp, az kalsın azil kararıyla hain ilan edilerek politik hayatı bitirilecekti.) Çünkü Trump’a göre yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Dünya Sağlık Örgütü “Çin yanlısı” davranıyordu.

14 Ocak’ta salgının çıkış yeri Çin’in Wuhan kentine yeni tip koronavirüsün kökenlerini araştırmak için giden Dünya Sağlık Örgütü heyeti, daha önce yarasadan bulaştığı iddiasının aksine virüsün insanlara tavşan ve gelincik porsukları tarafından bulaştırılmış olabileceğini öne sürdü. Dünyanın sağlığını (endüstrisini) kontrol altında tutan Dünya Sağlık Örgütü, Çin’le gerekli koordinatlar üzerinde anlaştıktan sonra bir rapor hazırlayacak. Raporda hayvandan insana, zoonotik rezervuar hayvanından hayvana oradan da insana, besin zinciri yoluyla ve laboratuvarda meydana gelen bir sızıntı sonucu olmak üzere 4 ihtimal üzerinde yola çıkılarak, şaşırtıcı bilgilerin gölgesinde dünya kamuoyuyla paylaşılacak. Sonuç; koskoca bir muamma!..

Hatırlayın 20 Ocak’ta göreve gelir gelmez küreselci başkan Joe Biden’in ilk icraatı ne olmuştu? Trump’un Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilme kararını iptal ederek büyük bir jest yapmıştı.

***

Bugün 1 Mart. Bir yönüyle Türkiye’nin ABD ile müttefikliğinin açık açık düşmanlığa evrildiği günün miladı da diyebiliriz. Neden mi? Meşhur 1 Mart Tezkeresi yüzünden.

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için hükümete yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi” 25 Şubat 2003’te TBMM’ye sunularak, 1 Mart’ta genel kurulda yapılan oylama sonucu 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyla (267 salt çoğunluğa ulaşılamadığından) reddedildi. ABD beklemediği bir hayal kırıklığı yaşandı. Türk hava sahasını, liman ve topraklarını kullanamayan ABD, Irak işgali sırasında büyük bir başarısızlığa uğrayarak, ağır bir ekonomik ve sosyal fatura ödemek zorunda kaldı.

Tezkerenin reddinin ardından ABD askerleri, 4 Temmuz (ABD’nin bağımsızlık günü) 2003 tarihinde Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin karargâhına baskın vererek Türk askerini derdest edip başlarına çuval geçirmek suretiyle 60 saat alıkoyma alçaklığını sergiledi. Bu çirkin olay, kayıtlara TBMM’nin tezkereyi red kararına misilleme olarak geçildi.

İşte müttefik dediğimiz, tıynetsiz Süper Güç Amerika bu. Yörüngesinden çıkana yaşam hakkı tanımayan, kirli oyunlarının ardı arkası kesilmeyen Amerika. ABD ajandasına kaydettiği “1 Mart Tezkeresi”nin intikamını almak için o günden bugüne başımıza geçirmediği çuval, örmediği çorap kalmadı...

***

Evet, bugün 1 Mart. Türkiye bugün yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinde küreselcilerin baskılarına rağmen yeni bir normalleşme sürecine giriyor. 81 vilayet ve 84 milyonun gözü kulağı Bilim Kurulu’nun hazırladığı raporu değerlendirecek olan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda; daha doğrusu hayatı zindan eden Kovid-19 kısıtlamaların gevşetilerek kaldırılmasında…

*

Bu anormal sürece nasıl dahil olmuştuk, hayatımızdan hiç çıkmasa da tekrar hatırlayalım.

Gözle görülmeyen “küresel katil” 31 Aralık 2019’da dünyanın yönetimine el koydu. Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) doğudan Van, batıdan ise İstanbul kapısından girerek Türkiye’yi istila etmesiyle birlikte korku, panik ve arkası kesilmeyen ölümler arttıkça arttı.

Tarihler 10 Mart 2020’yi gösterdiğinde, önce sınırlar arkasından okullar kapandı. Dünyayla birlikte Türkiye’de de Koronadan Sonra (KS) dönemi başladı. Evlerde öğrenciler için sanal zil çalarken, diğer taraftan “Dijital Çağ”ın kapısı aralandı. Pandemi nedeniyle “Temizlik+Maske+Fiziki Mesafe” üçlemesi herkesin hayatının merkezine yerleşti.

*

Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan Koronavirüs Bilim Kurulu aldığı kararlarla hayatımıza yön vermeye başladı. Tedbirler kapsamında kısıtlamalar birbirini izledi…

Önce 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olanlara sokağa çıkma yasağı getirildi. Sonra 20 yaş altının dışarı çıkma yasağı ile birlikte, 30 büyükşehir ve Zonguldak’a giriş çıkışlar yasaklandı. Artık hayat gezince değil, “Evde Kal”ınca güzeldi!..

Bütün tedbirlere rağmen vaka ve can kayıpları arttıkça, “küresel katil” yoldan çıktı!.. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tedbirler kapsamında çareyi cami ve müştemilâtlarını, AVM’leri, parkları, çay bahçelerini, restoranları, pastaneleri, kıraathaneleri, kafeleri, berberleri, kuaförleri, statları, spor salonlarını, piknik alanlarını, sahilleri, sinemaları, tiyatroları, düğün salonlarını, gösteri merkezini vs. kapatmakta buldu.

Kepenkler kapanınca bıçak kemiğe dayandı!..

“Biz Bize Yeteriz Türkiyem” millî dayanışma kampanyasıyla tek yürek olundu... Vefa Sosyal Destek Grupları nereden bir “imdat” sesi yükselse erinmeden koştu...

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 10 Nisan’dan beri uygulanan hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması 6 Haziran’da sona erdirildi.

Fakat yaz döneminde rehavetin yoğunlaşmasıyla birlikte Kovid-19’a bağlı vaka ve ölümler artış gösterdi. İkinci dalganın pik yapması üzerine 4 Aralık’ta 81 vilayette hafta içi her akşam saat 21.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında, hafta sonları ise 56 saatlik sokağa çıkma kısıtlamasını yeniden devreye sokuldu.

Fakat bütün tedbirlere rağmen düne kadar tam 28 bin 503 insanımız hayatını kaybetti. (Bu rakam dünya genelinde 2 milyon 543 bin 063 kişiyi buldu.)

*

Çin’den alınan ve 14 Ocak’ta “Acil Kullanım Onayı”yla devreye sokulan CoronaVac aşısının birinci dozu (dün itibariyle) 6 milyon 880 bin 695, ikinci dozu 1 milyon 695 bin 467, toplamda ise 8 milyon 576 bin 162 insanın umudunu yeşertti.

Aşılamanın artmasıyla birlikte devreye girecek olan “sürü bağışıklığı” normalleşmeyi beraberinde getirecek.

Bütün sağlık ordusu, diğer sağlık hizmetlerinde olduğu gibi aşılamada da dünyanın gelişmiş birçok ülkesine örnek oldu.

***

Bugün 1 Mart normalleşmenin miladı. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’ndan çıkacak kararlarla 2 Mart’ta yeni bir döneme başlayacak. Normalleşme için ilk adımlar yarın itibariyle kademeli olarak “yerinde karar dönemi” kapsamında devreye sokulacak. Aylardır sıkıntıda olan toplum ve esnaf yeniden hayata dönüşün sevincini yavaş yavaş yaşamaya başlayacak.

Kısıtlamaların kalkmasına en çok da öğrenci ve esnaflar sevinecek… Çocuklar yüz yüze eğitime, esnaflar ekmek teknelerine kavuşacak… “Nefes alamıyoruz” diye feryat eden toplum “can suyu”na kavuşunca, yitiğini bulmuşçasına rahatlayacak… Sokağa çıkma kısıtlamasından dolayı “kötü dünya sendromu” yaşayanlar hayata dört elle sarılacak...

Fakat tedbirlere riayet edildiği oranda. Unutmayalım!.. Koronadan Sonra (KS) sonraki dönemin parolası: “Kontrollü Sosyal Hayat”.

Bakalım Türkiye’nin bu normalleşme eylemine Dünya Sağlık Örgütü nasıl bir yaklaşım sergileyecek. Bekleyip göreceğiz...

***

İNTİHAR VAKALARINDA ARTIŞ VAR

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) o kadar çok yüzü var ki, anlatmakla bitmiyor. Dünyayı istila ettiği günden beri ölümlerin yanında “Evde Kal”ma ve yanlış beslenmenin sonucu olarak obezite hastalığı zirve yaptı. Ayrıca haddinden fazla enformasyon ve dezenformasyonlarla psikolojisi bozulanlar (vesvese, fobi, kaygı, stres) çığ gibi büyüdü.

Türkiye’de salgın nedeniyle ekonomik kriz giderek derinleşti. Son aylarda işini kaybeden ve geçim sıkıntısı yaşayan (salgının ekonomik etkilerini azaltmak için 17 Nisan 2020 tarihinde ilan edilen işten çıkarma yasağı ve maddi desteklere rağmen) 95 vatandaş yaşamına son verdi. Antideprasan kullanımı artarak 2020’de 54.6 milyon kutuya ulaştı.

Koronavirüs nedeniyle intiharların arttığı Japonya’da Başbakan Yoshihide Suga, geçtiğimiz günlerde Bölgesel Kalkınma Bakanı Tetsushi Sakamoto’yu yalnız yaşayan kişilerin problemini çözmesi için “Yalnızlık Bakanı” olarak atadı.

***

Bütün bu gelişmelerin ışığında Dünya Sağlık Örgütü geçtiğimiz günlerde bir kehanette bulunarak Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) pandemisinin 2022’nin başında biteceğini açıkladı. Anlayacağınız, Koronavirüs’le ayrılsak da beraberiz!..

Hamiş:

Türkiye gelişmekte olan bir ülke olarak, ekonomide dışa bağımlılığını devam ettiriyor. Bağımlılık bu süreçte daha da arttı. Çünkü gelirin büyük bölümünü ekonominin lokomotiflerinden olan turizmden sağlanıyor. Pandeminin ilk döneminde iptal edilen rezervasyonlar sonucu çok sayıda işletme büyük kayıplar yaşamıştı. Bu yaz dönemi turizmde rekor beklentilerine rağmen, yine de büyük bir riskle karşı karşıyayız.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.