Bugün ülkemizde Kürt milliyetçiliğini hortlatan veya geliştiren unsurların başında ilkokullarda okunan andımız olmuştur.

Hiçbir doğru hedefi olmayan tamamen 12 Eylül döneminin icadı olan bu Kemalist yemini her sabah küçük bebelere soğuk-sıcak demeden okutmak eski totaliter ve faşist dönemi uygulamasıdır. Komünist Rusya’ya özenmedir.

Demokratik ülkelerde sabahları sıraya girip bu tür yeminler edildikten sonra ders başı yapmak olmadığı gibi, herkes okula sadece ders almaya gelir ve doğrudan sınıfa girer. Bu işlere tekrar tevessül edilmesi ülkemizi geriye götüreceği gibi çatışma zemini de yaratacaktır.

Bu uygulama nedeniyle özellikle Kürtlerin devletle olan ünsiyetlerinin yok olması hedeflendiği gibi merhum Erbakan’ın dediği gibi, “Sen ne mutlu Türk’üm diyene diye söylersen, başkası da ne mutlu Kürt’üm/Arap’ım/Çerkez’im der” diyerek sorunun ülkemizin etnik yapısını harekete geçireceği ve aidiyet duygusunu yitirip milliyetçilik ekseninde yeniden konumlanacağına dikkat çekmektedir. Ama ülkemizi Ortadoğu ülkeleri gibi etnik çatışmaya sürüklemek isteyen güçler, sürekli bu tür hassas konuları gündeme getirmektedirler.

Bu faşist uygulama iktidar tarafından gündemden kaldırıldı fakat şimdi yeniden okunması için bir lobi oluşturulmaktadır ve onların temel argümanı Türk kelimesinin bir ırkı değil vatandaşlığı simgelediğidir gibi akla ziyan bir yaklaşım sergilemektedir.

Bence bu tarz faşist uygulamaları yeniden getirmek, ülkemizin milli birlik ve beraberliğini bozacağı gibi bunu gündeme getiren veya uygulamasını isteyen herkes de aslında bölücüdür.

Artık Türkiye eski Türkiye değildir ve böyle bir uygulama toplumsal dirençle karşılaşacaktır. Karar vericilere bu konuda hassas olmalarını tavsiye ediyorum. Bölücülere fırsat verilmesin.

Eğitimde çağdaşlaşmak ve yeni bir paradigma oluşturmak istiyorsak, öncelikle eğitmenlerimizin üzerindeki papaz ve kardinal kıyafetlerini çıkarmamız gerekir.

Ayrıca dinsel ifadeler olan, yani kilise yönetimi ve hocaları anlamına gelen rektör ve dekan kavramları ile lise ve üniversite ifadelerini de bir an önce millileştirmemiz gerekir.

Yani biz milli eğitim diyoruz ama kullandığımız kelime ve kıyafetler bile milli olmadığı gibi Hıristiyan dininin şiarlarıdır.

-------------------------------------------------------------

EK

REKTÖR: Kelime, Hıristiyanlık dininde kilisedeki idarecilerden birinden türetilmiştir. Özellikle Anglikan ve Katolik kiliselerinin bazılarında rektörler vardır.

İngilizcesi ‘rectorate’ olarak geçer. Almanca, Norveççe, İsveççe ve Lehçede ‘rektor’ olarak geçer. İtalyancası: Rettore. Fincesi: Rehtori.

DEKAN: Almanca dekan “üniversitede bölüm başkanı” sözcüğünden alıntıdır. Almanca sözcük Geç Latince decanus, “kilise hiyerarşisinde bir rütbe” sözcüğünden alıntıdır.

LİSE: Bu kelime Fransızca kökenlidir. Napolyon tarafından 1801 yılında kurulan üniversitenin hazırlık okuluna verilen addır.

Fransızlar da bu kelimeyi Yunanlılardan almışlardır. Bu kelimenin kökeni Yunanca Likya sözcüğüne dayanır. Atina’da Yunan tanrısı Apollon için bir tapınak ve bahçe yapılmıştır. Apollon Likyalı olduğu için bu tapınağa da Likeum denilmiştir. Apollon aynı zamanda bilgeliğin tanrısıdır. Daha sonra bu tapınağın bahçesinde Aristo okulunu kurmuş ve böylece Likeum okulu olarak yaygınlaşarak günümüz lisenin oluşumunu sağlamıştır.

İşte bütün bunlar bizim bir medeniyet iddiamızın olmadığını, medeniyet kurucu unsuru olmak yerine taklitçi olduğumuzu göstermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.