banner42

4. Başarı sarhoşluğunun ürettiği yanlışlıklardan tövbe 
     a) Olan başarıyı yeterli görmek
     İlerlememek, gerilemek demektir. İlerlemenin en büyük düşmanı, hedefsizlik, halinden memnun olmak, başkaları ile kıyas etmek ve olanı yeterli görmektir.
     “İki günü müsavi olan aldanmıştır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ ve Müzîlü’l-Elbâs, II, 233.)
     “Önemli olan başkasından üstün olmak değil dünden üstün olmaktır.” Çin Atasözü
     Her gün ilerleme olmadan dünden üstün olunmaz. Bugün dünden üstün olunmazsa dünde kalınmış olur. Dünde kalanlar unutulurlar, izlenmezler ve terk edilirler. 
     “Dünden öğren, bugünü yaşa, yarına umut et!” Emerson
     Dün nerede hata ettik, bilelim de ders alalım; bir daha aynı hatayı tekrar etmeyelim; dün nasıl ve ne ile başarılı olmuş isek doğru ve isabetli olanı ve daha iyisini yapalım. Eğer bugün dünden daha iyi olursa bugün kârdayız demektir. Dün ile aynı bile olsak zarardayız demektir. Çünkü bugün dünden daha ileride olmalıyız ki kârda olabilelim. Eğer bugün kârda olursak yarını da kazanmış oluruz. Zira yarın, bugünle kazanılmakta. Yarını kazananlar, örnek olan, örnek alınan ve izlenen, geriye miras bırakan kimselerdir.  
     Müslüman kişi, İslam’a göre inanan ve İslam’a göre yaşayan; Müslüman idareci de İslam’a göre idare etmeyi dert edinen ve hayatı önce öğretimi sonra eğitimi İslamîleştiren kişidir. İdareci bu görevini yapmazsa elinden alınır ehline tevdi edilir. Çünkü Allah dininden vazgeçmez, dindarı dinden vazgeçince Allah o vazgeçenden alır sevdiği ve razı olduğu kimselere verir. Şu âyet-i kerimede olduğu gibi:
     “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine (de dileyene de) verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu geniştir, O, her şeyi bilendir.” (Mâide 5/54)
     İdaredeki kişi, mümin olup kendisine tevdi edilen görevi su-i istimal eder sonra tövbe eder, görevini hakkiyle yerine getirirse, ilim ve irfan ehliyle istişare ederse, işin temeli İslamî öğretim ve eğitimle anlayışın ve davranışın İslamîleşmesine gayret ederse tekrar Allah’ın yardımına mazhar olması umulur. 
     b) Kibirlenmeye başlamak
     Kibir, hakkı inkârdır; kendisi, aşağıda olmasına rağmen kendisini yukarıda görmektir. İşte bu hal, gözü kör eder hatalarını göremez olur, yapılan haklı tenkitlere kulağı sağır olur, hakkı dinlemez olur. Kibrin kaynağı ise ucup yani kendisini beğenmektir. Ucuplanmasına yani kendisini beğenmesine sebep olan başarısıdır. Şeytan, başarısını çok büyük gösterir ki duraklamaya yönelsin. Zamanla da ilerleme durur, gerileme başlar.
     Büyüklük, küçüklüktür; küçüklük, büyüklüktür. Kendisini bir şey gören bir şey değildir. Akıllı kişi kendisini inkâr etmez ama kendisini üstün de görmez. Kendisini başkasından üstün görmesi, en üstün olanla kıyas etmeye engel olur. 
     Kişi veya kurum, ilerlemek istiyorsa olanı az görmeli ve kendisinden ileride olan kişi veya başarılı kurumlarla kıyas etmeli ve ilerde olma azminde olmalıdır. 
     “Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür, ne de uçulur.” Haccı Bayram-ı Velî (k.s.)
      “Edepli insanlar kendilerini nâkıs, başkalarını kâmil görürler; edebi az olanlar ise kendilerini kâmil başkalarını nâkıs görürler.” İmam Şa’rânî    (rh.a.)
                                                      
     c) Yapılan tenkitleri kabul etmemek
     Tenkitleri kabul etmemek, kendisini hatasız görmek demektir. İşte en büyük hata, kişinin veya kurumun kendisini hatasız görmesidir. Bu gibi kimseler, kendilerini ideal ile kıyas etmeyince hallerinden razı olurlar. 
     Tenkidi kabul etmemek, ilerlemeyi, hatayı görmeyi kabul etmemek demektir.
İnsanlar çoğu kez tenkidi değil takdiri ve methedilmeyi beklerler. Hâlbuki medihde ve takdirde kişi hatasını göremez, ama faydalı tenkitte hatasını ve noksanını görme imkânını elde eder.
     “Bir kimsenin beni yüzüme karşı methetmeye hakkı olursa, yüzüme karşı beni tenkit etmeye de hakkı olması lazımdır.” Bismarck
            
     d) Başarının devamını düşünmeyip yeni hedeflerden mahrum olmak
     Başarının bir zararı, başarıyı yeterli görünce yeni bir hedefe yönelmeyi düşünmez olur. Hedefsizlik büyük beladır. İnsanın değeri, hedefinin doğruluğuna, hedefine yönelmesine ve hedefine ulaşma gayretine göredir. 
     Mevlana’ya insanın değeri nedir deyince “insanın değeri aradığı şeydir” demiştir.  Şüphesiz insanın hedefi, insandan üstün olmalı ki hedefine feda olmayı değsin.
     Yeni başarıyı düşünenin yeni hedefi olur. Hedefi olanın, hedefine yönelmesi olur.  Hedefine yönelenin de yeni gayreti olur. Yeni gayreti olanın da elbette yeni başarısı olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.