İnsanlar başarılı olanları ödüllendirmek, onurlandırmak için bazen altın, gümüş, bronz gibi madalyalar verirler. 

Bazen de takdir, teşekkür ifade eden yazılı bir belge verirler. 

Allah (c.c.) ise insanın yüce bir yaratık olduğunu ifade ederken onun ruhunu kendi tarafından verdiğini haber vermiştir. 

Ayak yerde yürürken hep uçmayı isteyen ruhu, 

Altını gümüşü bulan onu çeşitli kalıplara sokan ruhu, 

İnsanın trilyonlarca hücresini mıknatıs gibi tutan ve insana hareket veren ruhu vermiş insana ve insanı yaratılmışların en güçlüsü kıldığını haber vermiş.

Allah, insana yeryüzünü döşek gökyüzünü tavan yapmış. 

Gökyüzü tavanını yıldızlarla donatmış ve insanın emrine vermiş.

Can ve tenden meydana gelen insanın teni topraktan yar+atıldığı için yediği, içtiği ve giydiği topraktan gelmekte.

Can, Rabbimiz katından geldiği için onun gıdası Peygamberler aracılığı ile yine Rabbimizden gelmekte.

Rabbimizin lütfu kereminden olarak ruhlar yaratıldığın (Kalü Bela) da bütün ruhlardan kendisinin Rab lığı konusunda söz almıştır. (A’raf süresi ayet 7/172)

Böylece bütün ruhları sözle kendine bağlamış ve yarattığı her insanı da İslam fırtatı üzerine yaratmıştır. 

Bu gün içimizden kimse verdiği bu sözü hatırlamamakta. Ancak bir yaşında iken duyduğumuz ve yaptıklarımızı da hatırlamıyoruz. Annemiz bir yaşında iken düştüğümüzü bize anlatsa biz ona “Ben hatırlamadığıma göre sen yalan söylüyorsun” demiyoruz. Eğer dersek o’da bize “alnındaki yara izi düşmenin işaretidir” der.

İnsanların doğuştan getirdikleri özellikler böyle bir sözleşmenin izleridir. 

Ruhumuz, sevgilerimizin kaynağıdır. Annemize, eşimize çocuklarımıza ve dostlarımıza olan tükenmez sevgimiz, ruhumuzdan kaynaklanmaktadır. 

Kaşına, gözüne, endamına vurularak aldığımız eşlerimizin bile aslında ruhunu sevmekteyiz. 

Yedi yaşındaki çocuğumuz, yetmişindeki annemiz veya yirmi beşindeki eşimiz ölüverirse hemen evden çıkarıp toprağa defnetmeye başlarız. 

Çünkü, bizi kendisine bağlayan şey ondan ayrıldı.

Kaş, göz ve endam ise o değerli varlığı taşıyan sevimli vasıta idi. 

Kaşıyla gözüyle endamı ile yatakta yatmakta olan eşimizin yanına bile yaklaşamıyoruz çekiciliğini yitirdi. 

İşte Rabbim insana böylesine sevimli bir ruh vermiştir. 

Sahip olduğu imkanları yaratanın rızası için yaratılmışların istifadesine arz eden ve bu yaptığı iyiliği kibir, gurur ve sömürü vesilesi yapmayan, iyiliklerinin karşılığını yaratılmışlardan almayan insandan daha güçlü bir yaratığın olmadığını böyle bir güçle donatıldığını ifade ediyor Rabbimiz.

Topraktan yarattığı, kendi tarafından ruh verdiği, bilmediğini öğrettiği ve yeryüzünde iyilikleri emredip kötülüklerden alıkoymak için çıkardığı insanın haksız yere öldürülmesini yasaklamış.

Tarihi harabelerde bulduğumuz eski sanat eserleri mermerden bile olsa kırıp atmıyoruz. 

O sanat eserinin yapımcısına göre değer kazandığını biliriz ve yüksek fiyatlarla satar müzelerde korumaya alırız. 

Bütün bu sanat eserlerinin yapımcısı kendisi de ölümlü olan bir insan. 

İnsanı ise insan yaratmıyor. Doğmayan, doğurmayan ve daima Baki kalacak olan Allah’ın yarattığıdır insan. 

Onun için insan, insana kulluk yapmamalıdır.

İnsan, kırılmamalıdır. Onu bu dünya galerisinde en güzel şekilde korumalı ve cennetin güzelliklerine hazırlamalı.

Cehenneme attıracak pisliklerden korunmalı

Peygamber efendimiz 
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَزَوَالُ الدُّنْيَا أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ قَتْلِ رَجُلٍ مُسْلِمٍ


“Müslüman bir insanın öldürülmesinden, insansız bir dünyanın yok olması Allah katında daha ehvendir” (Tirmizi,Diyat 5,İbni Mace,Diyat,1) 

Buyurarak terazinin kefesinde bir Müslüman’ın insansız bir dünyadan daha ağır geldiğini haber vermiş oluyor.

Dinim yalnız insanların öldürülmesini yasaklamamış can taşıyan her yaratığa yapılan iyiliğin Rabbim katında karşılığının olduğunu haber vermiş. 

Sıcak bir yaz gününde ciğerleri yanan bir köpeği sulayan günahkar erkek/kadının afvedildiğini, kedisine işkence eden kadının cezalandırıldığını haber verir Peygamber efendimiz.

Bu gün eşinden aşiyanından ayırarak apartman katlarında, Avrupa’dan ithal mamalarla besledikleri köpeklere, iyilik yaptığını zanneden insanlarımız, köpeklere yaptıkları kötülüğü anlayabilmeleri için kendilerini gönüllerine göre hazırladıkları bir villada, eşinden çocuklarından ve dostlarından ayrı olarak bir ay yalnız başına yaşamaya mahkum etsinler.

Havada, karada, denizde hareket eden her canlının bizim gibi birer ümmet olduğunu haber verir Rabbimiz:
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ أَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

“Yeryüzünde, kıpırdayan hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kur'an'da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.” (En’am süresi ayet 6/38)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.