Hayırlı amellerden yana müflis olma. Güzel hallerden de eli boş kalma! Şuna kesinlikle inan ki, sadece ilim insanın elinden tutmaya yani onu kurtarmaya yetmez.

Evet, bir adam yüz bin ilmî mesele okuyup öğrense, fakat öğrendiği ile amel etmese, bildikleri ona fayda vermez.

Şayet sen yüz sene ilim okusan ve bin kitap yazsan, bilginle amel etmedikçe Allah'ın rahmetine hak kazanamazsın. Bu konuda Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmuştur:

"Her kim Rabbine kavuşmayı ümit ederse salih ameller işlesin.. (Kehf:110)

EY OĞUL!

İlimsiz amel olamayacağı gibi, amelsiz ilim de deliliktir. Bugün seni günahlardan uzaklaştırıp itaat ve ibadete sevkedemeyen ilim, yarın da cehennem ateşinden uzaklaştıramaz. Bugün ilminle amel edip geçen günlerde yapamadığın hayırları yapmazsan, yarın kıyamet günü. "Ey Allahım! Bizi tekrar dünyaya geri döndür de salih ameller işleyelim" diyenlerden olursun. Fakat orada sana: "Ey ahmak, sen zaten oradan geliyorsun" denilir.

Hz. Ali (r.a) demiştir ki: "Hiç çalışmadan cennete kavuşabileceğini zanneden boş bir ümide kapılmıştır. Çalışma ve gayreti ile cennete gireceğini zanneden de (Allah'ın rahmetini unutup kendini yeterli bularak) aldanmıştır" Hasan-ı Basrî (rah): "Amelsiz cenneti istemek bir çeşit günahtır" demiştir.

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"Akıllı kimse, nefsini ıslah edip, ölümden sonrası için çalışandır. Ahmak kimse ise, nefsine uyup Alla hu Teâlâ'dan kendisini hayal ettiği şeylere kavuşturmasını bekleyendir."

4. nasihat: Çok bilmek ancak; bildiklerinle amel edince, yeri ve zamanı gelip hayatına uygulayınca ve ilim sana yön verince değerlidir. Zira İlim manevi bir reçetedir, amel ise o reçeteyi kullanmaktır. Unutma ki Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ya Rabbî faydasız ilimden sana sığınırım.” Buyurmuştur.

EY OĞUL!

Gayretin, ruhunu kemâle erdirmek, nefsini yenmek ve bedenini ölüme hazırlamak olsun. Zira sonunda varacağın yer kabir çukurudur.

Hakikat yolcusuna gereken dört şey vardır. Bunlar:

1. Sahih itikad. Bu¸ içinde bozuk inanç (bidat) bulunmayan itikattır

2. Nasuh tevbe. Bu¸ peşinden bir günah zilletine düşülmeyen samimi tevbedir.

3. Hak sahiplerini râzı etmek. Sende kimsenin bir alacağı kalmamalı; sende alacağı ve hesabı olan herkesle helâlleşmelisin.

4. Allah'ın emirlerini yerine getirebilecek kadar din bilgisi. Sonra da seni kurtaracak kadar âhiret ilmi.

5. nasihat: . “Günümüzde öyleleri vardır ki Hak suretinde görünüp batıl itikatlarını yaymaya çalışırlar.Dikkat et bunlar :

-Kur'ân tek kaynaktır, Sünnet kaynak değildir diyenlerdir. Sünnet'i inkâr ettikleri için dinden çıkmışlardır.Yine

-Kur'ân'daki ve Sünnet'teki kesin hükümlerin bir kısmı tarihseldir, onlar bugün geçerli değildir diyenler Doğru Yol'dan çıkmışlardır.

-İslâm ile küfrü bağdaştırmak, uzlaştırmak isteyen diyalogcular da açık bir sapıklık içindedirler.

- Peygamberi hafife alan, "O bir postacı idi, ölmüştür, işi bitmiştir" diyenler sapık görüşleri ile “şüphesiz ki biz islah edicileriz” diyerek bu ümmet içinde fasit görüşlerini yaymaktadırlar. Bunlara azami derecede dikkat etmelisin,salih ,kamil, takva ehli kişilerin ziyaret ve sohbetlerine fırsat buldukça gitmelisin.

EY OĞUL!

İlmin özü, ibadet ve itaatin ne demek olduğunu bilmendir.

Bil ki, ibadet ve itaat, söz ve fiil ile yüce Allah'ın ve Resûlü'nün (s.a.v) emir ve yasaklarına uymaktır. Yani söylediğin, yaptığın ve terkettiğin her şeyde İslâm dinine uymaktır.

Yapılan işin dine uyması gerekir. Meselâ, ibadet gibi gözükse de bayram ve teşrik günlerinde oruç tutmak günahtır. Yine gasp edilmiş bir elbiseyle kılınan namaz da günahtır. Bizden istenen dinimize uygun amel etmektir. Hayır bundadır.

Sözünle ve işinle her zaman dine uygun davranman gerekir. Zira İslâmiyet'e uyulmadan yapılan her ilim ve amel sapıklıktır.

Anlatıldığına göre Şiblî dört yüz hocaya hizmet etti ve onlardan ders aldı. O şöyle demiştir: "Hocalarımdan dört bin hadis okudum. Sonra onlardan bir tanesini seçtim ve kurtuluşumu bu hadiste buldum. Öncekilerin ve sonrakilerin ilminin bu hadisin içinde saklı olduğunu gördüğüm için onunla yetindim. O hadis Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) ashabından nakledilen şu hadistir: (6. Nasihat)

"Dünyan için orada duracağın kadar çalış! Âhiretin için orada kalacağın kadar çalış! Allah için O'na ihtiyacın olduğu kadar çalış! Cehennem için ona sabredebileceğin kadar çalış!"

Selam ve dua ile. Allah’a emanet olun

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.