II. Abdülhamit’i anlatan yazısında: ‘Maziperestlik' hastalıklı bir ruhun tezahürüdür

AK Partili eski bakanlardan Hüseyin Çelik, şaşırtıcı bir yazı kaleme aldı. II. Abdülhamid Han devrinin istibdat devri olduğunu iddia etti.

II. Abdülhamit’i anlatan yazısında: ‘Maziperestlik' hastalıklı bir ruhun tezahürüdür

AK Partili eski bakanlardan Hüseyin Çelik, şaşırtıcı bir yazı kaleme aldı. II. Abdülhamid Han devrinin istibdat devri olduğunu iddia etti.

19 Ocak 2019 Cumartesi 14:04
II. Abdülhamit’i anlatan yazısında: ‘Maziperestlik' hastalıklı bir ruhun tezahürüdür

Kişisel internet sitesinde "Sultan II. Abdülhamit İngilizlere Niçin Sığındı?" başlıklı bir yazı dizisi yayınlayan eski AKP milletvekili Kültür ve Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik, yeniden kamuoyunun gündeminde. 

Osmanlı'yı ayakta tutan II. Abdülhamid Han için eleştirel bir yazı hazırlayan Çelik, dönemin "Ümmetçilik" anlayışını Pan-İslamcılık olarak niteledi. II. Abdülhamid Han döneminin bir "baskı rejimi" olduğu iddiasında bulundu.

Öte yandan eski AKP'li Çelik'in hazırladığı yazı dizisinin ikincisinde günümüze ilişkin göndermeler de dikkatlerden kaçmadı. “Devlet-i Ebed-müddet”, “Devletin Bekası”, “Hilafetin Bekası” kavramlarının birer mazeret olduğunu ileri süren Hüseyin Çelik, despot rejimlerin bu ve benzeri mazeretlere sığındığını kaydetti. 

      Sultan Abdülhamid de bütün faniler gibi, hatasıyla sevabıyla izler bırakarak bu alemden göçüp gitti. Bize düşen övgü ve sövgü saplantısına düşmeden onu gerçek yüzüyle tanımak ve tanıtmaktır. Onun sıkı idaresine, “Devlet-i Ebed-müddet”, “Devletin Bekası”, “Hilafetin Bekası” gibi mazeretler üretenler bilsinler ki, yanılıyorlar. Çünkü bütün despot rejimler bu ve benzeri mazeretlere sığınıyorlar. Unutmayalım ki, yönetimde esas olan, insanların huzur ve mutluluğudur. Devlet bunu sağlıyorsa bir anlam ifade eder. Günümüz dünyasında da özgürlükleri, güvenlik kaygısına feda eden yönetimler de “kamu düzeni ve güvenliği”, “devletin bekası”, “milli menfaatlerimiz”, “asayişin temini” gibi gerekçeler ileri sürüyorlar.

“İşin özü mazi düşmanlığı, tarih ve ecdat düşmanlığı ne kadar hastalıklı bir ruh hali ise ‘maziperestlik’ yani geçmişimizde, tarihte ne varsa bunları kutsama yaklaşımı da o kadar hastalıklı bir ruhun tezahürüdür” diyen Çelik şöyle devam etti:

“Tarih, ibret ilmidir. Biz tarihi, geçmişte düşülen hatalara bugün tekrar düşmemek, geçmişteki iyi ve güzel şeyleri ise günümüze ve geleceğimize ışık tutmak için okur ve okuturuz. Ne var ki, okuduğumuz veya okuttuğumuz tarih doğru olmalı. Ders kitapları veya dizilerle süsleyip boyadığımız tarihin, günün birinde boyaları döküldüğünde genç nesiller sonrasında kendisine öğretilen hiç bir şeye, doğru da olsa inanmamaya başlar.”

“UNUTMAYALIM Kİ, ÖN CAM DİKİZ AYNASININ YÜZ KATI BÜYÜKLÜĞÜNDEDİR”

Hüseyin Çelik “Tarih okumak, araba süren bir kişinin arada bir, ihtiyaç oldukça dikiz aynasına bakması gibidir” diyerek şu değerlendirmeleri yaptı:

“Unutmayalım ki, ön cam dikiz aynasının yüz katı büyüklüğündedir. Ön cama bakıp araba sürmesi gereken bir sürücü, sürekli dikiz aynasına bakarsa arabayı ya duvara ya da bir kayaya bindirir. Bilinmelidir ki günümüzün zayıflık ve eksikliğini geçmiş süslemeleriyle telafi edemeyiz. Hayallerini, hatıralarının önüne geçiremeyen kişiler veya toplumlar gerçek anlamda başarı hikayeleri yazamazlar”

Son Güncelleme: 19.01.2019 14:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.