Çocuğunuz var mı? Köpeğimiz var!

Son zamanlarda sosyetenin köpek sevdası bariz bir şekilde göze çarpmakta, bizim de Rahmet ve şefkat Peygamberi Efendimize (S.A.V) olan sevgimiz artmaktadır. O (sav) ne söylemişse hepsi gerçekleşmektedir.

Çocuğunuz var mı? Köpeğimiz var!

Son zamanlarda sosyetenin köpek sevdası bariz bir şekilde göze çarpmakta, bizim de Rahmet ve şefkat Peygamberi Efendimize (S.A.V) olan sevgimiz artmaktadır. O (sav) ne söylemişse hepsi gerçekleşmektedir.

22 Aralık 2018 Cumartesi 18:41
Çocuğunuz var mı? Köpeğimiz var!

"Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak." [1]

İnsana sadakatiyle bilinir. Avcı, bekçi ve çobanların sadık yaridir. Galiba Ahir zaman ki; son zamanlarda sosyetenin köpek sevdası bariz bir şekilde göze çarpmakta, bizim de Rahmet ve şefkat Peygamberi Efendimize (S.A.V) olan sevgimiz artmaktadır. O (S.A.V) ne söylemişse hepsi gerçekleşmektedir.

Köpeklerin burnu çok hassas olduğu için uzaktaki avın kokusunu alır. Koklayarak iz sürer.

Kimya ilminin gelişmediği dönemler­de dışkısıyla deri tabaklanı­yordu. Sıcak tezek bu işe daha uygun olduğundan köpe­ği hacet yaparken gören çocuk onu kapıp soğumadan koşarak tabakhanenin yolunu tutarmış. Koşarak, acele biryere gidene ‘Tabakhaneye .... yetiştireceksin” darb-ı meseli de halk lisanına buradan girmiştir.

Çocuğunuz-var-mı-Köpeğimiz-var!

Şah-ı Nakşıbend (K.S) kendini terk-i hest eyleyip lıiç­lik okyanusuna dalar ve Zat-ı Ailesini, öyle mülevves, işe yaramaz hakir görür ki; Yeryüzünde kendisi gibi bayağı bir mahlukun olamıyacağını düşünür.’’Olsam olsam ben köpek gibi olabilirim” buyurur. Sonra bir bakar kö­pek avcılık yapıyor, bekçilik yapıyor, tersi tabakçılıkla kullanılıyor. O dem kendisinin köpekten daha adi oldu­ğuna hükmeder ve nefsini terbiye eder, böylelikle ulvi makamlara ulaşır.

Nefise galip gelen Bahaüddin Hazretleri (K.*S.) mil­yonların kalbine nakşedip irşadlarına vesile olmuştur.

Köpeğin sadakati Abdülkadir-i Geylani (K.S.) Hazret­lerinin dikkatini celbetmiş. Galil ve sefil kulcukların ku­lağını Geylani Hazretleri şu düşündüren cümlelerle çekmektedir. “Yazıklar olsun sana, şu yırtıcı Valisi hay­van köpek kadar olamıyorsun. O ki; tabiatı icabı mur­dar, necis demeden yiyen parçalayan biı hayvan olması­na rağmen öğretilip, eğitilince avını yakalayınca hiç­kimseye vermiyor, kendisi de yemiyor, Sahibine teslim ,ediyor. Seni Allah (c.c) eşrefi mahluk olarak yaratmış, sen eğitilmeye öğretilmeye tabiatın icabı meyillisin. Nefsini yenemiyecek misin, köpek eğililiıken sen Al lah’a kul olamıyacak mısın?”

Şu muazzam Adetüllaha bakmazmısın? Maymuncuların tabiat kanunu dedikleri, haliki göremediklerinden tabiatın mahlûk olduğundan habersiz olsa gerek. İşte il­ginç ve düşündürücü tablo. Allah (c.c) kemiklerin so­kaklarda yığılmasını köpeklerle önlüyor, köpeğin rızkı­nı kemikten veriyor. Köpek kemiği kebap yer gibi yiyi- yor. Deve dikeni yonca yer gibi yiyiyor. Nasıl mı? Köpe­ğin soluğu (nefesi) kemiği eritiyor. Yapısını bozuyor. Devenin ağız salgısı dikenleri yumuşatıyor. Rabbim sen herşeye kadirsin. Köpek sokakta çok dolaştığı için so­ğuktan etkilenmemesi için yağı derisinin hemen altın­da tabaka oluşturacak şekilde yaratılmıştır.

Rahmet ve Şefkat peygamberi Efendimiz (S.A.V) kedi beslenmesini; kedileri seven sahabiye “Ebu Hureyre” yani “kedilerin babası” lakabını vererek teşvik etmeleri­ne rağmen, köpek beslemeyi uygun görmemişler. Kö­peğin yemek yediği tabağı 7 kere ve kumla yıkama)! tav­siye eylemişlerdir.

O Rahmet Peygamberi olmasına karşılık, böyle bir uy­gulamayı insanın sağlığı için yaptığında şüphe yoktur.

Çünkü köpek, kurt ve çakal cinsinin bağırsağın­da tenya vardır. Dışkıyla bu tenya yumurtaları dışa­rı çıkar, köpek ve çakallar makadım yalayıp, pislik­lerini ağızlarına bulaştırdığı için, bu yumurtalar dillerine geçer. İnsanın kabından yemek yerse ka­ba geçer; oradan mideye, midede yumurtalardan yavru çıkar, bu yavru, mide ve bağırsak cidasım de­lerek kan ve lenf yoluyla yol alıp organlara dağılır, tehlikeli bir çok hastalığa sebep verir.

Resulullah (S.A.V) Efendimizin köpeğin yaladığı tabağın temizliği üzerine neden bu kadar önem verdiğini herhalde anlamışsınızdır.

Bazı avcılar, köpeğe terbiye verirken eline et parçası alıp köpeği hoplatıp zıplatırlar, köpeğin dili eline de­ğer, bunların da ellerini çok çok yıkamaları toprakla de­zenfekte etmeleri gerekir.

Vay köpeğe elini, yüzünü yalatanların, ahir zaman ala­meti olarak evlerinde köpek besleyip yüksek miktarda masraf yapanların hallerine, vay hallerine.

Böyle insanları muayene eden doktorların, işin içinden çıkamadıkları hastalıklara psikolojik deyip geçiştirmemesi, veteriner hekimle istişare yapıp kö­pek hastalıklarını veterinerden öğrenip teşhisi bu yönde koyması uygun olur kanaatindeyiz. Çünkü kö­pekten hastalık insana kolay geçiyor. Hele evinde kö­pek besleyip çocuk yetiştirmeye tercih edenlerde da­ha kolay geçer.

Kedinin bağırsağında ise bu ürperten tenyalardan yok. Onun için Rahmet Peygamberi Efendimiz (SAV) kediyi beslemeyi teşvik etmiş, köpeği beslemeyi yasakla­mış. Hz. Ömer Efendimiz de bu uygulamayı yapmıştır. Böyle sapıklıklar yaygınlaşırsa daha nice AIDS türü has­talıkları göreceğiz. Sadakte Ya Resulullah.

Yazar: Mustafa Özer

------------------------------------------

[1] bk. Taberani, el-Kebir, 5/288), Hâkim (3/ 386)

Son Güncelleme: 22.12.2018 18:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.