Bir sözün doğruluğunu anlamak için onu Kuran'a arz etmek güzel bir düşüncedir. Zira Kuran tüm hak ve batıl mezhep ve fırkaların ortak kitabıdır.

Mesela bir Hadisin doğru veya yanlışlığını anlamak için onu Kuran’a arz edelim. Güzel söylem.

Aynı şekilde hocaların, şeyhlerin, yazarların hatta siyasetçilerin de sözlerini Kuran'a arz edelim. Kim kendi sözlerini Kuran'a arz etmeye hazır?

Mesela faiz hayatın bir gerçeğidir, , sözünü Kuran'a arz edelim. Kafir olarak ölen birisine "Allah teâlâ rahmet eylesin, onu cennete dahil etsin" sözünü de Kuran'a arz edelim.

Malesef kendi sözlerini Kuran'a arz etmek istemeyenler başkalarının sözlerini özellikle de hadisleri Kuran'a arz edelim diyorlar.

Bu kriter güzel bir söyleme benziyor. Kulağa hoş geliyor. Çekicidir. Slogan olarak da çok güzel. Kuran'a arz edelim.

Peki, Kuran'ı neye arz edelim? Ya da ediyoruz?

Örneğin şu ayetleri anlamak için hangi kriterleri kabul ediyoruz?

1- İbrahim, dört tane kuş aldı ve onları parçaladı. Sonra her parçasını bir dağın üzerine koydu. Sonra seslendi ve kuşların parçaları birleşerek İbrahim'in yanına geldi. (Bakara Sûresi 260)

Bu olayı bilimsel ya da aklın hangi kriterlerine uygun görüyor ve kabul ediyoruz? Bu ayetleri anlamak için Kuran'ı nereye arz ediyoruz? 

2- Yüz yıl uyudu. Yüz yıllığına ölü bırakıldı. Sonra diriltildi. Yiyecek ve içecek için zaman geçmemiş gibiydi. Hiç bozulmamıştı. Ama binek olarak kullandığı eşek ise çürümüştü. Kemikleri dağılmıştı. Sonra eşeğin eti ve kemiği yeniden birbirine geçirildi. Eşek yeniden hayat buldu. (Bakara Sûresi 259)

Bu yüz yıllık ölümü, yiyeceğin bozulmaması ve eşeğin yeniden diriltilmesi, adamın yüz yıl sonra diriltilmesi hangi bilimsel kaideye ve akıl kriterine uygundur? Bu ayetleri anlamak için Kuran'ı nereye arz ediyoruz? 

3- Mağara arkadaşlarının (Ashabı Kehf) üç yüz küsür yıl uyuyup sonra uyanması âyetlerini nereye arz ederek kabul ediyoruz? (Kehf Sûresi 9-26)

4- Musa Hızır olayında çocuğun ileride işleyeceği suçları işlemiş gibi gösterilmesi ve öldürülmesi olayını aklın hangi kriterine uygun görüyoruz? Nereye arz ederek anlıyor ve kabul ediyoruz bu kıssayı? (Kehf Sûresi 80-81)

5- Denizin yarılması, asanın yılana dönüşmesi, hudhud kuşunun konuşması, Hazreti İsa’nın ölüleri diriltmesi, Sebe kraliçesinin tahtının kaşla göz arası bir zamanda mekan değiştirmesini (ışınlama) ve diğer mucize diye kabul edilen Kuran âyetlerini hangi kriterlere göre kabul ediyoruz? Bu ayetleri anlamak için ayetleri inkâr etmiyoruz. (Şuara 32 ve 63, Neml 22-26, Maide 110, Neml 40)

Ayetleri ya olduğu gibi kabul ediyor ve bunları mucize diye kabul ediyoruz ya da ayetleri yine kabul edip tevil ediyoruz.

6- Üç defa boşanan bir kadının eski kocasına dönmesi helal değildir. Tek bir durumda eski kocasına dönebilir. Kadın yeni bir evlilik yapmış olacak. Bu evlilikten de memnun kalmayacak. Boşama olayı gerçekleşecek ve eski kocasına dönebilecek. Şimdi bu şartları Kuran'da değil de hadislerde olduğunu farz edin. Bu hükmü Kuran'a arz edelim diyecekler. Sonra da böyle bir şey olmaz. Peygamber böyle bir şey demiş olamaz deyip bu hükmü inkâr ederler. (Bakara Sûresi 230)

Kuran'da geçen bu hükmü nereye arz edelim? Nereye arz edersek bu hükmün geçerli olduğunu anlamış oluruz? Kriterimiz ne?

7- Kuran'da geçen nuşüz ayetini bir iki müfesssir hariç tamamı dövme anlamında kullanmıştır. İstisna olan müfesssirler bile dövmeyi kabul etmiş ancak tavsiye etmemişler. Zaten hiçbir müfesssir bunu ballandıra ballandıra anlatmamıştır. Hepsi misvak vb. büyüklükte bir sopa ile incitmeden, yara bere etmeden hafifçe vurmak diye açıklamıştır. (Nisa Sûresi 34) 

Peki, bu âyet hadis olsaydı? Hadis olsaydı başına çok olaylar gelirdi orası malum. Ancak ayettir. Ayet olduğu için kimse inkar yoluna gitmiyor. Ya usulüne uygun tefsir ediyorlar ya da manasını tevil ediyorlar. Peki, bunun kriteri nedir? Bu ayeti nereye arz ettik de kabul ettik?

Bu ve benzeri bir sürü âyet vardır. Aklın ve bilimin kabul etmediği bu kadar ayeti hiçbir yere arz etmeden kabul ediyoruz. Tevil ve tefsirler ile ayeti kurtarmanın yollarını arıyoruz.

Peki, aklımıza yatmayan, bilimsel zannettiğimiz kriterlere uygun olmayan, modern çağın gereklerine (!) uygun olmadığını zannettiğimiz hadisleri neden bir çırpıda siliyor, atıyor ve reddediyoruz? Hem de reddederken de kullandığımız metot çok ilginç!

Ben reddetmiyorum. Kuran'a arz ettim. Kuran reddetti.

Bunları söylerken tüm hadislerin kabul edilmesi gerektiğini savunmuyorum. Ancak hadisler böyle tehlikeli, ucu açık bir söylemle reddedilmemelidir. Hadislerin makbul ve merdud kriteri sadece Kuran'a arz değildir. Hadis, kendi disiplini içerisinde zaten merdud olacak bir çok kritere sahip. Onları işlevsel hale getirirsek zaten problem çözülür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.