Şeyh Muhyiddin El-Cezeri (ks) Hayatı ve Kişiliği

Kendileri çok akıllı dirayetli ve idareci bir kimse olarak bilinmekteydi. Zamanında yaşanan siyasal, sosyal, bölgesel ve ailevi sorunlarla meşguliyetinden dolayı kendi medreselerinde bizatihi ders vermeye pek zaman bulamamıştır.

Şeyh Muhyiddin El-Cezeri (ks) Hayatı ve Kişiliği

Kendileri çok akıllı dirayetli ve idareci bir kimse olarak bilinmekteydi. Zamanında yaşanan siyasal, sosyal, bölgesel ve ailevi sorunlarla meşguliyetinden dolayı kendi medreselerinde bizatihi ders vermeye pek zaman bulamamıştır.

05 Aralık 2018 Çarşamba 15:45
Şeyh Muhyiddin El-Cezeri (ks) Hayatı ve Kişiliği

Doğum tarihi Cizre Nüfus Kütüğüne göre doğumu 01.07.1876 vefatı 21.04.1916 dır. Şeyh Muhyiddin el-Cezerî, Şeyh Ömer-i Zengânî (k.s.) ile Şeyh Reşîd-i Dirşevî’nin büyük kerimesi Halime Hatunun en büyük mahdumudur.

Cizre Nakşibendî Hâlidî Seydâî kolunun 3. Postnişîni olan Şeyh Muhyiddin’in medresedeki ilim icazetini, tarikat halifeliğini ve postnişînliğini büyük dayısı allâme Şeyh Abdülhakîm-i Dirşevî Hz.lerinden almış olup onun bilinen tek halifesidir.

Kendileri çok akıllı dirayetli ve idareci bir kimse olarak bilinmekteydi. Zamanında yaşanan siyasal, sosyal, bölgesel ve ailevi sorunlarla meşguliyetinden dolayı kendi medreselerinde bizatihi ders vermeye pek zaman bulamamıştır. Bu yüzden medresedeki ders verme vazifesini kendinden küçük olan ortanca kardeşi Şeyh Siracuddin-i Cezerî Efendi’ye tevdi etmişlerdi.

Yukarıda belirtilen etkenlerinden dolayı birçok yolculuk yaptığı biliniyor. Şeyh Muhyiddin Hz.leri, Şeyh Hüseyin el-Basretî Hz.lerinin iki hicretinde de ona refakat etmiş, yaşadığı sorunlarından dolayı onunla dayanışma içerisinde olmuştur. Şeyh Hüseyin Hz.lerinin h.l317/m.l901’de Diyarbakır’a ve oradan da Şam’a yapmış olduğu uzunca hicretinde onunla kalmış, Şam hicretlerinde onunla beraber bulunmuş ve h. 1329/ m.l913’te tekrar memlekete dönmelerinde etkin rol almışlardır.

Bilindiği gibi Şeyh Hüseyin el-Basretî Hz.lerinin zevcesi olan Şeyh Reşîd-i Dirşevî Hz.lerinin küçük kerimesi Safiyye Hatun, Şeyh Muhyiddin Hz.lerinin teyzesiydi. On altıncı sayfanın dipnotunda da belirtildiği gibi Şeyh Muhyiddin Hz.leri, aynı zamanda Şeyh Hüseyin el-Basretî Hz.lerinin Zeliha Hatun adındaki kerîmesiyle evlenerek damadı olmuştur. Zeliha Hatunun vefatları üzerine bu sefer de Şeyh Hüseyin Hz.lerinin Rahime Hatun adındaki kerimesiyle evlenmişlerdir. Ancak bu iki evlilikten de evlatları olmamıştır.

Şeyh Hüseyin el-Basretî Hz.leri Basret Dergâhı’na avdet ettikten sonra bir gün dinî ilimlerden ve felekiyat ilminden birer konuyu Şeyh Muhyiddin Hz.lerine sorar. Şeyh Muhyiddin Hz.leri sohbette bulunan ulemayı hayrette bırakacak şekilde dinî konuyu tüm ayrıntılarıyla anlatır. Ancak felekiyat ile ilgili konuya gelince Şeyh Muhyiddin Hz.leri: “Bu konuyu iyi anlatamayabilirim. Keşke Cizre’de medrese başında bıraktığım küçük kardeşim Siracuddin burada olsaydı da o bu konuyu anlatsaydı” der. Bunun üzerine sohbette bulunan zevat, Şeyh Muhyiddin Hz.lerini bilgilerinden ve tevazulanndan dolayı takdir ederler.

Şeyh Muhyiddin-i Cezerî Hz.leri, tarikatta sadece dayısı olan Şeyh Muhammed Nûrî-yi Dirşevî Hz.lerini halife bırakmış, bu yanında en küçük kardeşi olan Muhammed Saîd Seydâ’ya da tarîkat izni vermiştir. Ancak irşad makamını ve postnişînliğini dayısı Şeyh Muhammed Nûrî-yi Cezerî’ye bırakmışlardır.

Cizre’de h. 1333/m. 1914’te vefat ederek, dayısı Şeyh Abdülhakîm-i Dirşevî Hz.leril Kubbesi’nde defnedilmiş olup kubbenin batı tarafının sol baştaki birinci sandukl yatmaktadır.

Şeyh Muhyiddin geride sadece Salâhaddin adında bir evlat bırakmıştır. Salâhadı de aynı Kubbenin bahçesinde 22 no’lu mezârda yatmaktadır. [1]

Anektot

Adı geçen bu büyük amcamız zât-ı muhterem, Şeyh Mühyiddin el-Cezerî Hz.leril yerine Miladi 1992 de hac farizasının ifası vekâleten, âcizane bana nasip oldu.

Aynı yıl, ortanca amcamız olan Şeyh Siracuddin el-Cezerî’nin de yerine oğlu Şe Muhammed Sahip Efendi’nin ortanca oğlu olan Siracuddin adını taşıyan torunu vekâleten hac yaptırma nasip olmuşlardır.

[1]- Hâtıra: Serdahl Köyü’nün hisselerini yeni alan Halime Hatun yetişkin iki evladı olan Şeyh Muhyiddin Hz.leri ve onun küçüğü Şeyh Siracuddin Hz.leri ile berâberce Serdahl’e giderek kendi sulu tarlalarının etraflarını kendi elleriyle duvar örmüş ve sebze ekmişlerdir. Halime Hatun sadece ibadetiyle meşgul olurken, bir ara çalışan bu yavrusuna gözü ilişerek ilimlerinden, takvalarından ve hadm-ı nefslerinden dolayı çok mutluluk duymuştur. Büyük mahdumu çalışma ve namazdan sonra analarına sarılarak onu sevindirmek istemiştir. Halime Hatun da onlara “Siz benim aslanlarımsınız, İnşâallâhu TeâlA kıyamet gününde de böylece ananıza sahip çıkarsınız” demiştir. Annesinin bu sözü üzerine Şeyh Muhyiddin annesine dönerek: "Ey anne evet biz senin için elimizden geleni yapacağız, şüphen olmasın. Ancak sen de ahiretin için elinden gelen gayreti sarf etmen şartıyla! Siz ahiretiniz için çabalayınız, biz evladınız da biiznillah senin için elimizden ne geline yaparız ancak senin kendine yapacağın amellerden sonra!...”

----------------------------------------------------------------

Hazırlayan:Şeyh Abdussemed el-Farkıni

Tecüme: İbrahim Öztürk

Dib notlar:Muhammed Baki Seydâ el-Cezerî kaynağından

Haberin Kapısı yayın yönetmeni Ramazan Peri tarafından derlenmiştir

Son Güncelleme: 05.12.2018 17:29
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.