Şeyh Seyda'nın (ks) ilmi ve tavazusu - Muhammed Emin Er (ra) hoca anlatıyor

Son asır Anadolu velîler örgütünün başı olup döneminin Kutub ve kutbu'l-aktâb (kutublar kutbu) da kabul edilen, İsmi Muhammed Saîd olup, Şeyh Seydâ diye meşhûr olmuştur. ilmin deryası büyük alimi kendisinin yetiştirdiği, Halifesi Şeyh Muhammed Emin Er hoca anlatıyor.

Şeyh Seyda'nın (ks) ilmi ve tavazusu - Muhammed Emin Er (ra) hoca anlatıyor

Son asır Anadolu velîler örgütünün başı olup döneminin Kutub ve kutbu'l-aktâb (kutublar kutbu) da kabul edilen, İsmi Muhammed Saîd olup, Şeyh Seydâ diye meşhûr olmuştur. ilmin deryası büyük alimi kendisinin yetiştirdiği, Halifesi Şeyh Muhammed Emin Er hoca anlatıyor.

11 Ağustos 2018 Cumartesi 22:30

Dillerin anlatmaya aciz kaldığı, bu şahıslardan bizim de anlatmamız elbette kolay değil. Ancak örnek şahsiyeti ile tüm dünyaya ün salmış ve asrının sultanı olan Şeyh Muhammed Said Seyda El-Cezeri, anlatılması neredeyse zorunlu bir âlim. Derin ilmi, güzel ahlakı ve mükemmel imanı ile son yüzyılın insanlarına örnek olacak bir şahsiyet

Son asır Anadolu velîler örgütünün başı olup döneminin Kutub ve kutbu'l-aktâb (kutublar kutbu) da kabul edilen, İsmi Muhammed Saîd olup, Şeyh Seydâ diye meşhûr olmuştur. Babası Şeyh Ömer Zengânî, annesi Halîme Hâtundur. Botanın tor mıntıkasının, Erebiya aşiretinin Berkevan köyünde, Piri kureyşa ailesine mensup, zamanında ilmin okyanusu olarak bilinen Şeyh Ömer Zenganinin en küçük çocuğu olarak 1889 (H.1309) senesinde Cizre'de doğdu. 1968 (H.1387) senesinde Cizre'de vefât etti. Kabri oradadır.

Şeyh Seydâ diye meşhûr olmuş olan. ilmin deryası büyük alimin 2006 yılında çekmiş olduğumuz Perimedya Prodüksiyon arşivinde bulunan bu röpörtajları Haberin Kapısı Haber sitemizde sevenleri ile buluşturduk. Şeyh Seyda'nın yetiştirmiş olduğu, Halifesi Şeyh Muhammed Emin Er hoca Üstadını anlatıyor.

Şeyh Seyda'nın (ks) ilmi ve tavazusu - Muhammed Emin Er (ra) hoca anlatıyor

ŞEYH SEYDA’NIN (KS) İLMİ

Şeyh Seyda (KS) zamanımızda büyük meşayih ve Âlimlerinden bilinirdi halk arasında. İlmi herkes malumdu hatta bazı müşkül şeylere vaki oldukları zaman Şeyh Seyda’dan (KS) istişare ederlerdi.  Zamanımızın en büyük âlimlerinden Molla Abduvahap Derisbin (RA) Seyyid kimseyi üstünde görmüyordu ilimde. Ondan dolayı bazı muasır âlimlere hitap ediyorlardı. İnsan eline gider elini uzatır, kendisi de öpmez diğer âlimler gibi hitaplar ediyorlardı. Biraz tarikleri de münkir olduğu halde bir gün şeyh Seyda’nın (KS) ordayken kendisi 6 kişi ile oraya geldiler. Nihayet Şeyh Seyda’yı (KS) görmekle ancak 4 rekât namaz kıldılar arkadaşı ile beraber hemen intisap ettiler. Şeyh Seyda (KS): - İrşada gideceğiz, sizde gelecek misiniz?  - Evet, geliriz dediler.

İrşada çıktık Beytüşşebap’a doğru Irakla Türkiye arasında bir ay bu irşada devam oldu. Bu arada da Molla Abdulvahap’la (RA) Şeyh Seyda (KS) arasında bazı konular müzakere ediliyordu. Molla Abdulvahabı (RA) ben evvelden de tanıyordum. İnsanların adeti iki bin üç bin kişi vardı. Bazı yatak elimize geçmezdi Molla Abdulvahap (RA) ile birlikte aynı yatakta yatıyorduk. Molla Abdulvahap (RA) şöyle söyledi. Şeyh Seydanın (KS) batıni ilmini bilmem ahiri ilmi ise, biz ulemaların ilmi hepsi bir araya gelse Şeyh Seydanın (KS) ilmi razı gelecektir. Bu Molla Abdulvahabın (RA) şehadeti.

ŞEYH SEYDA’NIN (KS) TAVAZUSU

Çok mutavaatı ehli salih olsaydı, fakir olsaydı, köylü de olsaydı, önünde kıyam ederdi, istikbal ederdi, belki elini de öperdi dua beklerdi. Ama eğer bir bakan bir kimse gelseydi, yerinden kıpırdamaz ve yerinden kıyam etmezdi.   Bize buyurdu Cuma günüdür bizim köyde Cuma olmuyor Şafilerde kırk kişi tamam olmayınca cumayı kılmazlar Höser (Düzova) köyüne gideceğiz Cuma namazını orada kılacağız. Gelen misafirler çeşitli yerlerden cins atlara binmişler Şeyh Seyda’ya (KS) da atını taktim ediyor… - Sende ata bin ki gidelim. Hiç kimseden kabul etmedi bir merkebe bindi üzeri kapalı elinde teşbih onu da o taraftan bu taraftan tutuyorlar tutmasalar düşüyor. Bunların etrafında bu atlara binenler o merkebe binmek böyle çok mütevazı ve bundan tavadır böyle be şey görmedik. O köyde karakol vardı, o karakolu tamamıyla istikbal ettiler bayraklar kaldırdılar tekbirler veriliyor. Şeyh Seyda (KS) merkep üzerinde ötekiler atlar üzerinde… Cuma namazı kılarken bir kişi çağırdı. Şeyh Nurullah’ın (KS) çocukları kendisine ev yapıyorlar ama yetimdiler küçüktüler taşlar yoktur ustaları battaldı biraz da onlara taşına yardım edelim. Kimseden ses çıkmadı. Cuma namazı bittikten sonra Şeyh Seyda camiden çıktı bütün halk arkasında yürüyorlar. Nereye gittiğini bilmiyoruz. Bir harabeye girdi. Harabede taşlar var. İki elini böyle yaptı bir kişiye dedi taş koy ikinci taşı koy taş sırtında Şeyh Seyda’yı (KS) böyle görenler Cumada ki herkes taşları taşıdı hatta dediler: Yeter… Yeter… Yeter… Artık köye döneceğiz. Dediler ki Şeyh Seyda’nın merkebi kaçmış köye gitmiştir. Tekrar herkes atından biniyor, Şeyh efendi atıma binsin binmedi. Gittiler mahallede çıplak (eğersiz) bir hayvan getirdiler, üzerine bir yorgan attılar, o merkebe bindi tekrar eve geldi.

Bazı böyle ağır ama ayakta da sohbet ederdi. İnsan kendisinden hayâ ederdi. Sinekler yüzümüze konardı. Elimizi kaldırmaya, sinekleri kovmaya utanıyorduk. Kendisi bizim yüzümüzde sinekleri böyle (eliyle) kovuyordu. İnsanın ağlaması geliyordu. Bazı defa hücresine çağırıyor, bazı ikramlarda bulunuyor, kalktığımız zaman o da kalkıyor insanın ayakkabısını doğrultmaya çalışıyordu. Artık tavazusun da çok şey var bu kadar tavazu-u ionu anlatmaya kâfidir.

Son Güncelleme: 17.08.2018 20:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.