Haberin Kapısı
2021-03-22 00:04:51

Hap İle Beslenmeye Hazır mıyız?

Ferdi Aytekin

22 Mart 2021, 00:04

Önce hayvanlar, sonra insanları sinsice yok etmeye çalışıyor.

Son 20 yıldır dikkat ettiyseniz bir vejetaryenlik furyası başladı. İnsanları etten koparmak için, yok efendim aynı protein bitkiden de alınırmış, bu yüzden et gereksizmiş. İnsan vücuduna zararlı, kalp damar şu bu bir sürü hastalıkların asıl sebebi kırmızı ettir. Bilimsel ve tıbbi söylevlerle bin bir türlü açıklamalar yaptılar. Yetmedi cilt sağlığına kadar adeta gençlik iksiri, uzun sağlıklı yaşamın sırrı gibi birçok hokkabazlıklarla reklamını yaptılar.

Hatta et yiyen insanlara tepeden bakarak adeta bir elitlik kültür simgesi gibi sunulup, toplumsal baskıya bile dönüştürmeye çalıştılar. Et, süt, yumurta gibi tüm hayati olan gıdaları lanetleyerek topluma dayatmaya çalıştılar. Lakin insanları bu etsiz bir hayata alıştıramadılar dönüştüremediler. Cüzi bir vejetaryen kitleyi ancak oluşturabildiler. Sağ olsunlar bazı gerçek bilim adamı uzmanlar, doktorlar, aksini ispat edip et süt yoğurt yumurta sakatata kadar hayvansal gıdanın gerek kemikleri gerekse beyin sistemi bağışıklık sistemi için olmazsa olmaz desteklediler. Bitkilerdeki proteinle et ve ürünlerindeki proteinin aynı protein olmadığını söyleyerek, hem bu ürünleri akladılar, hem de kafası karışık olan ikilemde kalan insanları. Et ve süt ürünlerini yemeye devam etmelerine vesile oldular. Zaten halkımız geneli zengin değil, sürekli sabah akşam et yemiyor aşırıya istese de gidemiyor. Velhasıl kelam dünya genelinde bu sinsi projeleri tutmadı.

Peki, ne oldu? Küresel Şeytani sistem pes mi etti? Tabi ki hayır! Bu sefer son yıllarda saldırı sloganlarını ve sistemlerini değiştirdiler. Ellerindeki küçük kitle olan vejeteryanların et özlemini giderebilmek, onları da ellerinden kaçırmamak adına alternatif bitkisel ürünlerden yapay et hazırlamışlar. Kırmızı ve beyaz et görüntüsü ve tadı verilmiş ürünlerle vejetaryen restoranlar açmaya başladılar. Ülkemizde de geçen yıl İstanbul’da açıldı. Hazır paket olarak yurt dışından geliyor ve burada pişirilip servis ediyor restoran sahipleri tarafından. Peki, bu alternatif bitkisel dedikleri, içeriğini kimsenin bilmediği, yapay et ürünlerini insanlara nasıl dayatacaklar? Özellikle "dayatma" kelimesini kullandım çünkü malum zamanları daraldı ve böyle sağlık vb. süslü propagandalar ve reklamlarla insanları et ve et ürünlerinden koparamayacaklarını gördüler. Son çeyrek asırda ancak ve ancak mecbur bırakıp dayatarak bu işi hızlıca yapmaları gerekeceğini gördüler.

Peki, bunu nasıl yapmaya çalışacaklar?

Adım adım eti ve et ürünlerini ortadan kaldıracaklar. Bu gıdalara ulaşmayı neredeyse imkânsız hale getirecekler. Buda ancak dünya genelinde hayvan üretimlerini yasaklamayla veya katliamlarıyla olurdu. Alıştırma yapmaya ve niyetlerini deşifre etmeye başladılar. Son birkaç yıldır adeta gözümüzün içine baka baka bayağı renk vermeye başladılar. İnsanlara aptal muamelesi yapar gibi yalan propagandalara başlayarak açıktan yapmaya başladılar.

Nasıl mı? Utanmadan koca koca bilim adamı kisveli insanların "yok efendim büyükbaş hayvanların gazı ve dışkısı küresel ısınmaya sebep oluyormuş! Artık sakıncalı olduğu için hayvan beslenmesin, yoksa dünyanın sonu gelecek" türünden bilimsel sunumlarıyla, ekranlarda boy göstermeye başlaması bizlere ipucunu verdi zaten. Sanki eskiden daha büyük hayvanlar dinozorlar vs. yeryüzünde yaşamamış gibi veya şimdiki zamandan daha kalabalık, daha çok türde hayvan sürüleri geçmişte yokmuş yaşamamış gibi? Adeta aklımızla dalga geçiyorlar. Asıl küresel ısınma sebebi yenilenebilir enerjiye direnirken, fosil yakıtları nükleer sistemleri kimyasalları göz ardı ederek.

Oysa binlerce yıldır bu hayvanların dışkılarıyla doğa gübrelendi, yani bereketlenmesine vesile oldu. İnsanlar bu hayvanların dışkılarıyla ısınma ihtiyacını giderdi ve adeta bir nimet muamelesiyle dışkısından bile istifade ederek sahip çıktı.

Bu söylevlerinin propagandalarıyla neyin peşinde olduklarını belli ederek ülkemizde bile tartışılmaya başlandı. Küçük ve büyükbaş hayvan besiciliği teşviki, yeterli olmadığı için besi üretimi düşmeye başlamıştır. Sırayla önce büyük baş sonra küçükbaş hedeftir elbet. Her şey elbet ürkütmeden, böyle ulvi amaçlı süslü sloganlarla sırayla adım adım yapılmaya çalışılacaktır. Kontrol dışındakiler ise besicilik harici üreyenler, katledilecek zalimce ki, bununda provasını ve sloganını hazırlayıp bir fragmanla tüm dünyaya gösterdiler. Avusturalya’da ki 5000 deveyi "suyumuzu tüketiyorlar" bahanesiyle zalimane şekilde adeta kurşuna dizerek katlettiklerinde. Dikkat ederseniz o elim olayda dünyayı ayağa kaldırmadı. Nerede o hayvan hakları dernekleri, oysa tek suçları doğada hakları olan sudan içmeleri iken. Kökü 5000 adet garip deve idi. ALLAHU TEALANIN o dilsiz garip kullarını, koca Avustralya topraklarına sığdıramadılar içtikleri iki yudum su gözlerine geldi. Misliyse su israfı yapan insanoğlunun. İşin ilginci etini de yedirmediler kimseye, bari fakir insanlara dağıt et yesinler? Bu olayda da belli ettiler şeytani niyetlerini, tepki ölçtüler nabız yokladılar katliamı yaparken, insanlar büyük etkin tepkiler veremediler ve bu cesaretle daha büyük katliamlar için cesaretlendiler.

TÜM BU ET DÜMANLIĞININ EN BÜYÜK YENİ PROPAGANDASI İSE, 1 kg et için 15. 450 litre su harcandığı? Bak bak bak nasıl hesaplamışsa bilim adamları, küsuratına kadar hesaplamışlar. Belki ilerde daha birçok böyle ulvi sloganlarda çıkaracaklardır, daha rahat et hayvanı neslini yok edebilmek, katledebilmek için.

Bu vejetaryenlik hazır yapay et beslenmeleri derken bunlar belli ki, ilerde vitamin hapı gibi sabah öğlen akşam tabletlerle beslenmeleri dayatacaklardır. Hem daha pratik, hem insanları besleyemiyoruz, küresel ısınma, kıtlık, vs. var sloganlarına devam ederek bir tık ötesi haplı beslenme. Yani biz insanoğlu olarak GDO’dan şundan bundan şikâyet ederken bu GDO’lu besinleri bile bulamayacağız artık. Ne idiğü belirsiz tabletleri bize yemek olarak sunduklarında. Hasta yaşlı ve bireyselleşmiş aile yapısından koparılmış yalnızlaştırılmış savunmasız bırakılmış insan sürüsünün içerisindeki yaşlı sakat hasta veya söz dinlemeyen sağlıklı insanların başına geleceklerde tıpkı bu develerin sonu gibi olacaktır elbet.

ÖNCE HAYVAN, SONRA İNSAN HERSEY SIRAYLA ETAP ETAP BİZE GELECEK, BU YÜZDEN DİRENMELİYİZ VE HAYVANLARA SAHİP ÇIKMALIYIZ, YOKSA SIRA BİZEDE GELECEK!

MADEM TÜM CANLILAR YERYÜZÜNDE BAZI HAKLARA SAHİP ALLAHIN BİRER KULU İSE, HAYVANLARI KORUMALIYIZ VE SARI İNEĞİ VERMEMELİYİZ DİYORUM. YOKSA SIRA BİZE GELECEK İNSANOĞLU OLARAK.

DİP NOT: Birçok insan bilsede bilmeyenler için sarı inek hikâyesi

Vaktiyle aynı ormanda yaşayan bir aslan ve bir inek sürüsü varmış. Aslan sürüsünün gözü inek sürüsünde ama inek sürüsü kendini savunacak kadar kalabalık ve güçlü.
Aslanlar açlıktan yorgun, halsiz, güçsüz kalmışlar. Düşünüp taşınıyorlar; sürü kalabalık ve güçlü saldırırlarsa karşılık bulacakları kesin. Çaba sarfetmeden, enerji harcamadan nasıl karınlarını doyurabilirler, bunun yollarını arıyorlar…
Ve aralarında konuşup anlaşıyorlar, içlerinden ineklerin sürüsüne bir elçi gönderiyorlar. Elçi diyor ki;
- Size saldırırsak ne olacağını biliyorsunuz. Mutlaka aranızdan birini alıp yiyeceğiz, buna engel olamazsınız. Gelin, ne kendinizi ne bizi uğraştırmayın, aranızdan birinin rengi çok sarı, sizden de farklı, bizim de gözlerimizi alıyor. Onu bize verirseniz size saldırmadan onu alıp gideriz ve bir daha gelmeyiz. Bundan sonra da güzel güzel geçiniriz.

İnekler düşünmüşler, taşınmışlar, bilge ineğe sormuşlar; “Olmaz” demiş bilge inek, “Aramızdan hiçbirini vermeyin” Ama aslanlar ısrarlı. En sonunda razı olmuş inekler, nasıl olsa saldırırlarsa birimiz gidecek, hem biz de çok yorulacağız. En sonunda peki demiş inekler, bir inekten ne çıkar? Biz büyük bir sürüyüz, bize bir şey olmaz… Vermişler sarı ineği, aslanlar da sarı ineği bir güzel yemişler, karınlarını doyurup kendilerine gelmişler.
Bir kaç gün sonra aslanlar gene acıkmışlar, yine gelmiş aslanların elçisi ineklerin yanına;
- Aranızda boynuzu kırık bir inek var, sinirimizi bozuyor, verin onu, ne kendinizi ne bizi uğraştırmayın demiş…
Barış yanlısı inekler, ikinci tavizi vermişler, o inek de verilmiş. Artık işi öğrenen aslanlar, benekli inek, kuyruğu kısa inek, şöyle inek, böyle inek deyip inekleri bir bir almışlar sürüden. Sürü de günden güne iyice azalmış. Artık aslanlar elçiye gerek kalmadan açık açık saldırmaya, istedikleri ineği sürüden götürüp yemeye başlamışlar.
Sürünün ileri gelen inekleri, panik içnide tekrar bilge ineğe koşmuşlar. “Biz nerede hata yapıyoruz, sürümüz yok olacak! Demişler.

Bir zaman sonra inek sürüsünden geriye bir tek Ala Tosun kalmış. Aslan acıkır karnını doyurmak için Ala Tosu'nun yanına gelir ve pis pis sırıtarak; “Koca sürüden kala kala bir tek sen kaldın, Beni uğraştırma, teslim ol da zahmetsiz karnımı doyurayım, keyfimi yapayım” der.
Ala Tosun; pişman ve çaresiz bir şekilde Aslan'a “Ben hatayı sarı ineği sana teslim ettiğim gün yapmışım, aslında sen beni Sarı İneği teslim aldığın gün yemişsin de ben yeni farkına vardım, gayrı ne yapsan yeridir” der.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.