Haberin Kapısı
2021-08-05 18:38:00

O adamlar bu adamlara izin vermedi

Doğan Dursun

05 Ağustos 2021, 18:38

Sekiz adam, 15 Haziran 1997 yaklaşık 87 yıl önce ABD Georgia Eyaleti kıyılarında muhteşem manzaralı bir ada. Zenginlerin tatillerini geçirdikleri bir yer. Dolayısıyla bakımlı, iyi giyimli ve lüks araçlarla gelen değişik insanlar, adada hiçbir zaman dikkat çekmezler.

Nitekim o sekiz adamı kimse fark etmedi ama o toplantıda ''Yeni bir Dünya'' kurmuşlardı bile!

Jekyll Adası'ndaki o adamlar, Çırağan Sarayı'ndaki bu adamların kurdukları Dünya Düzeni'ni değiştirmesine izin vermediler. Evet, işin özeti budur işte.

Jekyll Adası toplantısının başaktörlerinden senatör Nelson Aldrich, palabıyıkları ve sert bakışları ile bir finansçıdan ziyade mafya baronlarını andırıyordu.

Wall Street elitlerinin adamı olarak biliniyor ve finansman ile ilgili konularda Federal Hükümet'te en çok onun sözü geçiyordu.

Kızı Abby'yi oğul J. Davison Rockefeller ile evlendirmişti. Dolayısıyla Rockefeller ailesinin bir ferdiydi. Torunu Nelson Aldrich Rockefeller dört dönem New York valiliği yapmış ve Başkan Ford'un da yardımcısı olmuştu.

Kongre, Senetör Aldrich'i 1907'de başlayan bankacılık krizi araştırıp çözüm üretmesi için görevlendirdi. Bankacılık krizi, para kıtlığı ile başlamıştı. 1906'da gerçekleşen büyük San Francisco depreminin ardından, tazminatları ödemek için sigorta şirketlerinin acil paraya ihtiyacı vardı.

Ancak enkaz altındaki para kasalarına ulaşmak oldukça zor ve tehlikeliydi. Doğalgaz kaçaklarından dolayı patlama ve yangın riskleri çok yüksekti.

Aynı zamanda, çiftçilerin de acil paraya ihtiyacı vardı. Çünkü o yıl tarımsal üretim oldukça düşüktü. Paraya olan aşırı talep, doğal olarak faizlerin olukça yükselmesine sebep olmuştu.

Ne bankalar taahhütlerini yerine getirebiliyor ne de vatandaşlar borçlarını ödeyebiliyordu. Bankalar, para taleplerini karşılamakta çok zorluk çekiyordu.

Bankalar çok zor durumdaydı. Para krizi hızla yayılıp derinleşmeye başladı. Para-kredi sistemi ile ilgili bir çok tartışma ve fikir havada uçuşuyordu. Halk panik içerisinde bir kurtarıcı fikir bekliyordu.

Bu işler düzelsin de nasıl düzelirse düzelsin noktasına gelmişti. Artık, genel gözetlemeye yapan ve piyasaları düzenleyen bir merkez bankası kurulması fikri de olgunlaşmaya başlamıştı.

Başkan Roosevelt bankacılık krizine bir çözüm bulmak ve halktaki paniği dindirmek için Ulusal Para Komisyonu'nu kurmuştu. Bu komisyon un başına da Senatör Aldrich atanmıştı. Komisyon üyeleri Kanada, Meksika, İngiltere, Fransa ve Almanya'ya gidip merkez bankacılığı sistemlerini incelemeye başladılar.

Basın, komisyonunun çalışmaları ile ilgili kamuoyuna sürekli bilgi veriyor ve Amerikan Merkez Bankası fikrini, kurtarıcı bir fikir olarak sürekli işliyordu.

İşte böyle bir ortamda Aldrich,1910 yılında JP Morgan'ın Georgia Jekyll Adasın'daki lüks köşkünde bir grup bankerle gizlice toplandı. Toplantıda Warburg, Kuhn-Loeb, Lazard Brothers, İsrael Moses Sieff, Lehman Brothers, Goldman Sachs, Chase Manhattan gibi bankerler ve temsilcileri vardı.

Konu sadece 1907'de başlayan bankacılık krizine çözüm üretmek değildi elbette. Konu, bu krizin nasıl fırsata çevrileceği konusuydu. Bu bankerler dokuz gün boyunca, gece gündüz çalışarak hem mevcut krize bir çözüm önerisi geliştirdiler hem de bu çözüm ile minimum 100 yıllık bir imparatorluğun temelini attılar.

Bu, uluslar üstü rantiyecilerin küresel finans imparatorluğuydu. Aslında yapılan iş, gayet basit bir stratejik hamleden ibaretti. Avrupa'daki büyük devletlerin finansal yapılarını eline geçiren birkaç banker aile, Yenidünya olan Amerika'yı da eline geçirmek istiyordu.

1906 San Francisco depremi ve tarımda yaşanan büyük sıkıntılar, aradıkları fırsatı ona sunmuştu. Önce, aileden olan Senatör Aldrich'i güçlendirdiler. Sonra, Ulusal Para Komisyonu ile yaptıkları çalışmalara legal bir görüntü kandırdılar.

Jekyll Adasın'da yaptıkları görüşmeler ile de planlarını son hale getirdiler. Geriye legal uygulaması kalmıştı. Senatör Aldrich, toplantıda alınan kararları titizlikle uygulamaya koydu. Hiçbir işi şansa bırakmamaları gerekiyordu.

Öncelikle, sağlam bir yasal altyapı oluşturabilmek için seçimlerin yenilenmesini beklediler. Çünkü bütün partilerin bir numaralı konusu, bankacılık krizinin çözülmesi idi. Demokrat Parti adayı, Woodrow Wilson, federal bir merkez bankası fikrine sıcak bakıyordu.

Ancak bankanın kontrolünü tamamen seçilmişlerin elinde olması gerektiğine inanıyordu. Kongre'den gelecek bir merkez bankası teklifi, bekletmeden hemen imzalayıp yürürlüğe koyacağını açıkça ifade ediyordu. Tabi bu ifadeler de bankerler için bulunmaz bir fırsat sunuyordu.

Thomas Jafferson, Abraham Lincoln, James A. Garfield gibi başkanların merkez bankası fikrine ne kadar karşı oldukları herkesçe biliniyordu. Dolayısıyla başkan olabilecek bir adayın merkez bankasının kurulmasından yana olması, onlar için büyük bir şanstı.

Bu fırsatı kaçırmamaları gerekiyordu. Hemen Woodrow Wilson ile irtibata geçtiler. Kendisine seçimlerde finansman desteğini sağladılar. Wilson'dan önce dört dönem boyunca, Cumhuriyetçiler iktidardaydı. Bankerlerin desteği ile seçime giren Demokrat Wilson, 4 Mart 1913'te ABD'nin 28. Başkanı seçildi ve koltuğa oturdu.

Merkez bankası ile ilgli yasa, Wilson'un önüne hemen getirilmedi. Merkez bankası ile ilgili yasa, Wilson'un önüne çok ilginç bir tarihte getirildi. Çünkü bankerler hiçbir şeyi şansa bırakmak istemiyorlardı. Ne de olsa Wilson akadermisyen bir adamdı ve bir müddet de Princeton Üniversitesi'nin rektörlüğünü yapmıştı.

Önüne gelebilecek bir yasayı enine boyuna inceleyebilir, sonuçlar hakkında yorumlar yapabilir veya yaptırabilirdi. Bunun için yasanın, insanlarının dikkatlerinin başka bir şeye odaklandığı bir zamana denk getirilmesi gerekiyordu. Bu açıdan en uygun zaman Noel zamanı idi.

Aralık ayı başından itibaren Amerika'da herkesi tatlı bir Noel heyecanı sarmıştı. Tatil planları ve ziyaretler için programlar yapılıyordu. Hediyeler alınıyor, küçük sırlar ve sürprizler büyük paketlerin içerisine konuluyordu. Bu heyecan gazete ver dergilere de yansımıştı.

Çok yoğun bir şekilde basında yer alan Şükran Günü'nden itibaren Noel heyecanı hiç dinmemişti. Aralık ayı ortasında gelindiğinde, insanlar tatile çıkmaya başladılar. Resmi iş yoğunluğu, şehir trafiği, koşuşturmalar iyice azaldı.

Tam bu sırada, bir başka grup insan için heyecan doruktaydı. Bir şafak baskını bekleyen askerler gibi tetikte idiler. 22 Aralık 1913 günü özel oturum ile Federal Rezerve Kanunu Kongre'ye sunuldu. Kongre'nin 76. üyesi Noel tatilindeydi.

Diğer üyeler de zihnen tatil moduna girmişti bile. Hiçbir şeyi uzun uzun müzakere edip tartışacak halleri yoktu. Kanun tasarısı, 60 hayır oyuna karşı 298 oyla kabul edildi. Ancak bir tasarının kanunlaşması için Senato'dan da geçmesi gerekiyordu.

Tasarı hemen ertesi gün 23 Aralık 1913'te Senato'ya sunuldu. Senato yasayı 25 hayır oyuna karşı 43 evet oyuyla kabul etti. 27 senatör tatilde olduğu için oylamaya katılamamıştı. Senato'nun kabul ettiği jet hızıyla aynı gün, Başkan Wilson'un masasına ulaşmıştı bile!

Wilson, seçimden önce söz verse de, yasayı onamayı biraz geciktirip değerlendirmek niyetinde idi. Ancak dışarda bankerlerin adamları Noel Hediyesini ayakta bekliyorlardı. Ertesi günü resmi Noel tatilinde girileceği için Wilson, kendisi büyük bir baskı altında hissederek onayladı.

Wilson yasayı, iş dünyasını rahatlatacak bir dizi tedbirlerden ilki olarak kamuoyuna teslim etti. Öyle olduğunu düşünüyordu. ABD'deki tüm bankalar, Federal Rezerve sistemi' ne girmek için hazırlık yapıyorlardı. Zannediyor dı ki, bu sistem tüm bankaların ortak konsorsiyumu kurulup işletilecek.

Diğer yandan halk, bankacılık krizinin biteceğini düşünüyordu. Gazeteler ise Wilson'un yasayı hangi kalemle imzaladığı türünden haberlere yer vererek işi magazine boğuyordu. Kamuoyunu doğru bilgilendirmekle yükümlü olan basın, çıkarılan yasayı adeta kamuoyundan saklıyordu.

Tabi bir müddet sonra mesele daha iyi anlaşıldı ama atı alan Üsküdar'ı geçmişti. Yasayı imzalayan Başkan Woodrow Wilson daha sonra itiraf gibi şu cümleleri dahi kuracaktı ''Ben dünyanın en talihsiz insanıyım''. Ülkemi, farkında olmadan harap ettim. Bu büyük sanayi ülkesi, para-kredi sistemi sayesinde bir avuç elitin eline geçti.

Bundan sonra hiçbir hükümet bunların sözünün dışına çıkarak bağımsız hareket edemez!''. İşte tarihi itiraf budur. Artık Yenidünya Amerika, 1913 Noel'inde, bir avuç bankerin kontrolüne geçmişti. Bundan sonra bu ''çok özel'' bankerlerin yapacağı en önemli iş, kendilerini çok açık bir şekilde gizlemek olacaktı!

Bir şey, çok açık bir şekilde nasıl gizlenir?

Bir şey çok açık bir şekilde, o şeye bakanların temel kabulleri değiştirilirse gizlenir. Gizlemekte iki unsur vardır. Birincisi, gizlenecek olan şey. İkincisi de gizlenecek olan şeyi görecek ya da görmesi gereken insanlar. Bu finans elitler, ağırlıklı olarak ikincisi üzerinde çalıştılar. Bunu nasıl yaptıklarını anlatmadan önce, bankerlerin gerçek iktidara nasıl yürüdüklerini bilmek gerekir.

D8’İN LANETİ

Dünyada hemen hemen her türlü akımla çalışmayı beceren ABD Erbakan'dan neden rahatsız oldu?

İşte esas soru budur. Erbakan ne yaptı da, daha iktidarının üçüncü ayında ABD kendisine karşı şiddetli bir tavır aldı ve devirmek için planlarına başladı?

Neden? Neden?

Acaba bu sorunun cevabını bulmak için, D8 bize nitelikli bir ipucu verebilir mi?

15 Haziran 1997 tarihi, Çırağan Sarayı'nda toplanan devlet ve hükümet başkanları için adeta bir 'sonun başlangıcı' olmuştu. İmzalar atıldı ve sekiz ülke bütün dünyaya 'Biz yeni bir ekonomi politik platform oluşturduk' diye ilan etti.

Bütün dünya, sekiz Müslüman ülkenin çok önemli bir adım attıklarına şahit oldu.

İşte ne oldu ise ondan sonra oldu. Erbakan üç gün sonra, 18 Haziran 1997'de istifa etmek zorunda kaldı. Yedi ay sonrada partisi kapatıldı ve kendisine beş yıllık bir siyaset yasağı getirildi. Ancak, hiç bir zaman aktif siyasete dönemedi.

D8 kuruluşunda etkin rol alan İran Cumhurbaşkanı Ali Haşimi Rafsancani 2 Ağustos 1997 'de cumhurbaşkanlığından ayrıldı, sonra bir daha denese de seçilemedi.

Doğunun kızı, Pakistan Başbakanı Benazir Bhutto yolsuzluk suçlamaları ile Cumhurbaşkanı Leghari tarafından 3 Şubat 1998'de görevinden alındı. Kısa bir müddet için de sürgüne gönderildi. On yıl sonra ülkesine döndüğünde, Rawalpindi'de uğradığı bir bombalı saldırı ile öldürüldü.

D8'imza atan Bangladeş Başbakanı Hasina ' nın partisi, 2001 seçimlerini oyların %40'ını tek başına almasına rağmen kaybetti. Seçimlere dört parti ittifakı ile giren Bangladeş Milliyetçi partisi %41 oy oranı ile parlamentonun üçte ikisine hâkim oldu. Akabinde Hasina, çok çalkantılı bir hayat yaşadı. Bir müddet hapis yattı.2008 seçim başarısının ardından 2009'da tekrar başbakan oldu. Hala da başbakanlığı yürütmektedir. Bugünlerde Bangladeş Cemaati İslami Partisi lider kadrosu, ülkenin kurtuluş savaşları sırasında savaş suçu işledikleri gerekçesi ile bir bir asılmaktadır. Ancak, Başbakan Hasina'ya iktidarda kalma bedeli olarak bunların küresel elitler tarafından yaptırıldığı iddia edilmektedir. Belki de 'D8'i imzalama suçu' nun bir bedelidir, kim bilir.

1998 Uzakdoğu Finans krizi netcisinde Endenozya' nın ekonomisi çökertildi. Halkta büyük isyanlar meydana geldi. Endonezya Devlet Başkanı Suharto, 30 yıllık iktidarına 21 Mayıs 1998 tarihinde istifa ederek son verdi.

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek iktidarda nispeten daha fazla kalmasına rağmen, 2011 arap baharı isyanları sonucu devrilmekten kurtulamadı.

Nijerya Devlet Başkanı Abacha, 8 Haziran 1998 tarihinde yatağında ölü bulundu. Devlet yetkilileri 'kalp krizi' dediler. Ancak aynı gün apar topar otopsi yapılmadan gömülmesi, öldürüldüğüne ilişkin iddiaları gündemden hiç düşürmedi.

Bunların arasında sadece Malezya Devlet başkanı Mahathir, ülkesini ve mevkisini koruyabildi. Bunun için, Uzakdoğu finans krizi karşısında, bilinen bütün ekonomi politik paradikmaları terk etti. Krizi bir savaş yönetir gibi Milli ekonomi Kurtuluş planı (National Economic Recovery Plan) yaptı ve en küçük ekonomi birimine kadar her şeyi yakından takip etti. Kendi ülkesine has geliştirdiği Kapital Kontrol Sistemi ile kurtulmasını becerebildi. Ona bu uygulamalarından dolayı 'kaçık'dediler. Ama o kaçık kendisini milletini ve ülkesini batmaktan kurtarıp rafaha ulaştırmayı başardı. Çok geç de olsa IMF yöneticileri Başbakan Mahathir'in uygulamalarını takdir ifadeleri ile andılar.

Sekiz başkan,15 Haziran 1997 tarhininde İstanbul Çırağan sarayında bir araya gelerek bütün dünyaya 'yeni bir Dünya' kurmak için birlik mesajı vermişti. Bunu herkes gördü ama bu toplantı adeta onların ölüm fermanlarını ilan edişleri oldu.

Alıntı/Mete Gündoğan

Yorumlar (1)

Muhammed 3 Yıl Önce

Çok yararlı bir makale,elinize sağlık.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.