Haberin Kapısı

Kur'an'da Yazım Hataları Var mı?

İSLAM VE KÜLTÜR

Bazılarına göre Kur'an'da yazım hataları var ve bunun sebebi de Hazreti Ebu Bekir veya Hazreti Osman döneminde yapılan toplama ve çoğaltma faaliyeti esnasında hattatların dikkatsizliğidir.

Mesela سِراج (sirac) kelimesi Kur'an'ın bazı yerlerinde سراج, bazı yerlerinde ise سرٰج şeklinde yazılmıştır. Birinci kelimede elif var, ikinci kelimede elif yoktur.

İkinci bir örnek يا أيها (ya eyyüha) kelimesi her yerde يا أيها bir yerde ise يا أيه (ya eyyühe) şeklinde gelmiştir. Aynı kelimelerdeki bu eksik veya fazlalıklar imla açısından bir yanlışlık olduğunu göstermektedir.

Üçüncü bir örnek امرأة (imreet) kelimesi yazıda son harf ة te harfi ile yazılır. Ama Kur'an'ın bazı yerlerinde امرأت şeklinde açık ت te ile yazılmıştır. Bunun da yine hattatların unutkanlığı zannedilmiştir.

Dördüncü örnek هذان (hazani) kelimesi, iki yerde geçmektedir. Birinde هذٰن şeklinde yazılmış, diğerinde ise هذان şeklinde yazılıdır. Bunun da yanlış istinsah edildiği iddia edilmektedir.

Beşinci örnek: رءا (rea) kelimesi iki yerde رأي rea şeklinde yazılıdır. Diğerlerinde ise رءا şeklinde yazılıdır. Hattatlar bu kelimeleri de fark edemeden yanlış imla ettiler denilmiştir.

Kur'an'da bu şekilde aynı okunduğu halde farklı yazılan yüzden fazla (sayısını tam bilmiyorum) kelime vardır. Öteden beri bazıları bu şekilde yazılmasının mütevatir olduğunu savunmuştur. Bazıları ise bunların tamamen hattatların yanılmasına bağlamıştır. Türkiye'deki mushaflar dünyadaki hatlardan farklıdır. Asıl mushafın hattına aykırı bir şekilde yazılmıştır. Sebebi ise tecvid kaidelerinin düzgün okunabilmesi ve başka sebeplerdir. Bu nedenle verdiğimiz örnekler için Hafız Osman hattına bakmanız gerekiyor.

Şimdi bu beş örnek üzerinden gidelim ve bu kelimelerin içindeki farklı yazılan kelimedeki hikmeti yakalamaya çalışalım. Bakalım farklı yazılan kelime rast gele mi farklı yazılmış yoksa bir amacı veya hikmeti var mı?

Birinci kelime: Sirac kelimesi Kur'an'da dört yerde geçmektedir.

(تَبَارَكَ ٱلَّذِی جَعَلَ فِی ٱلسَّمَاۤءِ بُرُوجࣰا وَجَعَلَ فِیهَا سِرَ ٰ⁠جࣰا وَقَمَرࣰا مُّنِیرࣰا)

[Furkân suresi 61]

(وَدَاعِیًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذۡنِهِۦ وَسِرَاجࣰا مُّنِیرࣰا)

[Ahzâb suresi 46]

(وَجَعَلَ ٱلۡقَمَرَ فِیهِنَّ نُورࣰا وَجَعَلَ ٱلشَّمۡسَ سِرَاجࣰا)

[Nuh suresi 16]

(وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰا وَهَّاجࣰا)

[Nebe suresi 13]

Sadece birinci ayette سرج şeklinde, diğerlerinde ise سراج şeklinde gelmiştir. Elif harfi olan 2, 3 ve 4 numaralı ayetlerde sirac kelimesi bir yerle irtibatlıdır. Bakan kişi aydınlatan bir güneşe bakmakta ve onu görmektedir. 2 numaralı ayette peygamber, ümmeti için aydınlatan bir kandildir. Ama 1 numaralı ayette geçen sirac kelimesi gök yüzündeki bir cisim (güneş) olarak anlatılmış ve herhangi bir yerle irtibatlandırılmamıştır.

Kelimeler arasındaki hafif de olsa mana farklılığı kelimenin yazılışına da sirayet etmiştir.

İkinci kelime: يا أيها kelimesi Kur'an'ın tamamında bu şekilde yazılıdır. Sadece bir yerde يا أيه şeklinde elifsiz yazılmıştır. İlk bakışta hata zannedilen bu farklı kelimede müthiş bir özellik vardır.

(یَـٰۤأَیُّهَا ٱلنَّبِیُّ حَسۡبُكَ ٱللَّهُ وَمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ)

[Enfâl suresi 64]

(وَقَالُوا۟ یَـٰۤأَیُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهۡتَدُونَ)

[Zuhrûf suresi 49]

Sadece iki örnek verdim. Yüzden fazla yerde eyyüha diye başlayan kelimelerin muhatabı hakikidir. Ey kafirler, ey müminler, ey Resul, ey Nebi gibi. Yani burada kime hitap edilmişse bu hitap gerçek bir hitaptır. Kafir, kafirdir, mümin, mümindir. Nebi, nebidir.

Ama dikkat ederseniz eyyühe şeklinde yazılan tek yer olan hitaptaki kişi Musa peygamberdir. Firavun ona ey sihirbaz diye hitap etmektedir. Peki, Musa sihirbaz mıydı? Tabi, ki değildi. İşte yüzden fazla yerde geçen hitapların tamamında muhatap hakiki iken sadece bir yerde hakiki olmaması Kur'an'ın lafzına da yansımıştır. Sence hattatlar hata mı yaptı?

Üçüncü kelime: امرأة kelimesinin doğru yazılışı böyledir. Modern Arapçada da böyledir. Nitekim Kur'an'da bu kelimeyi iki şekilde görüyoruz.

(إِنِّی وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةࣰ تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِیَتۡ مِن كُلِّ شَیۡءࣲ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِیمࣱ)

[Neml suresi 23]

( وَٱمۡرَأَةࣰ مُّؤۡمِنَةً إِن وَهَبَتۡ نَفۡسَهَا لِلنَّبِیِّ إِنۡ أَرَادَ ٱلنَّبِیُّ أَن یَسۡتَنكِحَهَا خَالِصَةࣰ لَّكَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِینَۗ... )

[Ahzâb suresi 50]

(إِذۡ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ عِمۡرَ ٰ⁠نَ رَبِّ إِنِّی نَذَرۡتُ لَكَ مَا فِی بَطۡنِی مُحَرَّرࣰا فَتَقَبَّلۡ مِنِّیۤۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ)

[Âl-i İmrân suresi 35]

(ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰا لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ ٱمۡرَأَتَ نُوحࣲ وَٱمۡرَأَتَ لُوطࣲۖ)

[Tahrîm suresi 10]

İlk iki ayette ة harfi ile bitmekte, 3 ve 4 numaralı ayetlerde ise ت harfi ile bitmiştir. Aynı kelimenin farklı yazılması hata değil mi?

Değil işte! İlk iki tanesinde kadın kelimesi herhangi bir kocaya bağlı değil. Birinci ayette bir kadın gördüm diyor. Adı Belkıs diye geçen bu kadın bekardır. İkinci ayette geçen kadın ise yine bekardır. Peygambere evlilik teklifinde bulunmuştur. Ama 3 ve 4 numaralı ayetlerde geçen kadınlar evlidir. İmran'ın karısıdır. Yani bir kocaya nispet edilmiştir. Diğeri ise Nuh'un karısı ve Lut peygamberin karısıdır.

Kadın bekar olunca farklı yazılmış, evli olunca farklı yazılmıştır. Hani hattatların unutkanlığı idi? Kur'an'da rastgelelik yoktur.

Dördüncü kelime: هذان kelimesi Kur'an'da iki yerde geçer. Bunlar:

( هَـٰذَانِ خَصۡمَانِ ٱخۡتَصَمُوا۟ فِی رَبِّهِمۡۖ )

[Hac suresi 19]

(قَالُوۤا۟ إِنۡ هَـٰذَ ٰ⁠نِ لَسَـٰحِرَ ٰ⁠نِ )

[Tâhâ suresi 63]

18- Birinci kelimemiz elif harfi ile yazılmış هذان, ikinci kelimemiz ise elifsiz gelmiştir هذن. İkisi de tesniye (ikil) olduğuna göre neden farklıdır?

Çünkü birinci ayette bahsedilen iki kişi birbirinin hasmıdır, düşmanıdır. Düşmanların arasına elif girmiş. Ama ikinci ayette geçen iki kişi kardeştir, peygamberdir. (Musa ve Harun) Aralarında su sızmıyor. Ayrı gayrıları yok. Demek ki, bu tesniye kalıbının farklı yazılışında bile farklı manalar var. Lafızlar aynı ama nüans aynı değil.

Beşinci örnek: راء ve رأي kelimeleri arasındaki yazılış farklılığı nedir. İkisi de gördü demektir. Ama birinde farklı, diğerinde farklıdır.

Birçok yerde geçen bu kelimeler için ikişer örnek verelim.

(وَلَمَّا رَءَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ قَالُوا۟ هَـٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥۚ وَمَا زَادَهُمۡ إِلَّاۤ إِیمَـٰنࣰا وَتَسۡلِیمࣰا)

[Ahzâb suresi 22]

(فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمۡسَ بَازِغَةࣰ قَالَ هَـٰذَا رَبِّی هَـٰذَاۤ أَكۡبَرُۖ فَلَمَّاۤ أَفَلَتۡ قَالَ یَـٰقَوۡمِ إِنِّی بَرِیۤءࣱ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ)

[En'âm suresi 78]

(مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰۤ)

[Necm suresi 11]

(لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَایَـٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰۤ)

[Necm suresi 18]

"Rea" (gördü) kelimesinin iki şekilde yazılışı vardır. Birisi رءا şeklinde, diğeri de رأي şeklindedir. Yani birinin sonu elif harfi ile biter, diğeri ise ye harfi ile biter.

Rea kelimesi رءا diye yazılan yerlerin tamamında kelimenin anlamı, "göz ile görmek" anlamındadır. Gözüyle güneşi gördü, gözüyle ayı gördü, gözüyle azabı gördü, gözüyle gömleği gördü vb.

Ancak iki yerde رأي şeklindedir. Burada ise gözle değil, "gönül ile görmek" anlamındadır. Gönlün görmesi ayrıdır, gözün görmesi ayrıdır. Bu ayrı manalar, aynı kelimede aynı şekilde yazılmamasına da yansımıştır.

Bunun gibi onlarca örnek vardır. Kur’an’da gramer hatası olduğunu söyleyenler ya da yazım hatası olduğunu iddia edenler, akıllarının ermediği ve yetmediği konularda iddialarda bulunuyorlar.

İşte Bakara Sûresinde geçen لا ريب فيه bunda şüphe yoktur, ifadesi bir iddia değil, bir hakikattir. Hiçbir kelime rastgele yazılmamıştır. Hepsi de vahiy katiplerinin peygamber efendimizden öğrendiği şeklin yazıya geçirilmiş halidir.

Murat Padak

Şanlıurfa Diyanet Eğitim Merkezi Eğitim Görevlisi

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.