“Çakma” Lokman Hekimlere Dikkat!

Eskiden insanlar hastalıklarına şifa olması için önerilen reçeteleri bazı eski kitaplardan öğrenir, gerekli malzemeleri de aktarlardan temin eder, uygulardı. Günümüzde iletişim teknolojisindeki gelişmeler bu konuda farklı seçenekleri ortaya çıkardı. İnternetten ürün satışları kontrol altına alınamayan bir kapsa­ma erişti. Bu kanalla satılan zayıflama ürünlerinin yol açtığı ölümlerin yüzde kaçı gazetelere yansıyor? Ya diğer kurbanlar?

SAĞLIK 17.01.2021, 20:47 18.01.2021, 19:20 Ramazan Peri
165
“Çakma” Lokman Hekimlere Dikkat!

Eskiden insanlar hastalıklarına şifa olması için önerilen reçeteleri bazı eski kitaplardan öğrenir, gerekli malzemeleri de aktarlardan temin eder, uygulardı. Günümüzde iletişim teknolojisindeki gelişmeler bu konuda farklı seçenekleri ortaya çıkardı. İnsanların doğal ürünlere olan eğiliminden kazanç sağlayabil­me arayışı içerisindeki kişiler, teknolojik gelişmelerden yararlanmaya başladı. Artık insanlar internet üzerinden her nevi ihtiyacını karşılayabiliyor. Hele li­san biliyorsanız Çinden bile ürün siparişi verebilirsiniz. Sayın hocam Prof. Dr. Ekrem Sezik, internet üzerinden şifa dağıtan bu web adresleri için İnternet Tıbbı ifadesini kullanıyor.

Bunun dışında hocamın tanımladığı bir de Medya Tıbbı var. Gazetelerde ve dergilerde yer alan yazılarda; televizyonlarda ve radyolarda yapılan prog­ramlarda her derde şifa dağıtan akademik ünvanlı (profesör, doktor) ya da ün- vansız kişiler, akla ziyan önerilerde bulunuyor; lavman hortumu ile lavman yaparak zayıflatmaya çalışanlar mı, karaciğere toksik olabilecek karabaş otu ile hepatit tedavi edenler mi, ya da beyin tümörü için verdiği sıvı ilacı hasta kusunca “Bak beynindeki tümörler midenden çıkıyor” diyenler mi?

Lokman Hekim internette!

Günümüzde internetten ürün satışları kontrol altına alınamayan bir kapsa­ma erişti. Bu kanalla satılan zayıflama ürünlerinin yol açtığı ölümlerin yüzde kaçı gazetelere yansıyor? Ya diğer kurbanlar?

İnternette karşılaştığım bir sağlık sitesi adresinden bahsetmek istiyorum. Çok gösterişli bir web sayfası ile açılıyor. Bu şahıs bizzat kendisini “Lokman Hekim’’ olarak adlandırıyor. Sıhhiye olarak askerliğini yaparken bitkilerin şifa­lı gücünü tespit eden müstesna biri! Sanırım daha önceki yaşamında tıbbın ba­bası olarak bilinen Hipokrat olarak yaşamış. Bütün Türkiye’yi gezip bitkileri in­celemiş. Türkiye'de 22.500 bitki türü tespit etmiş (bilimsel kayıtlarda Türkiye’de 11.000 bitki türü bulunduğu bilinmektedir; yüzlerce yıldır diğer 11.500 bitkiyi görememiş bilim adamları, doğrusu müthiş bir keşif!). Bitkilerden hazırladığı terkipleri, tavşanlarda ve insanlarda denemiş. Yani, insanları deney hayvanı gibi kullandığını web sitesine alenen yazmış; bu önemli bir suç. Şimdiye kadar “onbinlerce kişiyi tedavi etmiş’: Tedavi ettiği üç kişinin adını yazmış, bunlar­dan tanınmış olan birinin birkaç yıl önce vefat ettiğini biliyorum.

İnternette hasta ve umutsuz insanlar üzerinden kazanç sağlayan şarlatan­ların sayısı oldukça fazla. Yazılarımda insanların bu tip sahte sağlık gurularına kanmamaları için yaptığım uyarılara rağmen okuyuculardan birinden gelen mesajda, bu kişilerin telefon numaralarını öğrenmek istediği yazılmıştı. Gül­mek mi lazım, yoksa ağlamak mı?

Sayın Ekrem Sezik’in adlandırdığı bir diğer güncel tababet ise ‘'Aktar Tıbbı. Eskiden usta-çırak ilişkisi ile yetişenler aktar olurken, şimdi kazançlı iş olduğu için herkesin ilgisini çekiyor. Onlar da artık interneti, medyayı etkin bir şekil­de kullanıyor. Bazı güncel bilgileri kendilerine göre yorumlayıp haber peşinde olan televizyon muhabirlerine servis ederek reklâmlarını yapıyorlar. Ondan sonra gelsin müşteriler, gelsin paralar.

Bazı bitkisel ürünlerin aktarlarda sattşt yasaklandı

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü (İEGM) tarafından 2012 yılı başlarında yapılan bir açıklamada aktar ve baharatçılarda zayıflama ürünleri, cinsel işlevleri destekleyen ürünler, bağışıklık sistemini kuvvetlendi­ren ürünler ve depresyon üzerinde etkili (antidepresan) olduğu ileri sürülen ürünlerin satışının yasaklandığı bildirildi. Gecikmiş bir karar olmasına rağ­men bu kararı, daha köklü önlemler alınmasına yönelik yeni düzenlemelerin habercisi olarak görüyor ve umutlanıyoruz.

Aslında 1985 yılında yayımlanan bir genelge ile bu tip dükkânlarda baharat kapsamı dışında kalan ve özellikle insan sağlığı bakımından risk oluşturabile­cek bitkisel ürünlerin bulundurulması ve satışı yasaklanmıştı. Ancak bu genel­ge, maalesef, çok kısa bir süre uygulanabilmiş, hatta varlığı bile unutulmuştu. 2009 yılında bu genelge ve ekli yasaklı bitki listesi güncellenerek tekrar günde­me getirilmiş olmasına rağmen, bu güne kadar geçen sürede fazla bir gelişme olduğuna şahit olamadık. Bu konuda size güncel bir örnek vermek isterim.

Bir tanıdığın kızı bir aktara giderek saçlarını parlak gösterecek önerilerini sormuş ve önerilen bazı bitkisel ve diğer tip ürünleri satın almış. Aktarın ver­diği ürünlerin güvenilirliği ve etkinliğini bana sordular. Bu ürünler arasında biri dikkatimi çekti;entele otu. Hiç duyduğum bir isim değildi. Kaynaklarım arasında uzun aramalar sonucu sadece bir aktar kaydında “entele” adına rast­layabildim. Tanıdıklarımdan bana örnek göndermelerini rica ettim. Gelen ör­neği incelediğimizde zehirli alkaloitler taşıdığı için aktarlarda bulundurulması yasaklanan bit otu tohumu olduğunu ve kimyasal analizi ile de alkaloit taşı­dığını tespit ettik. Anlaşılan o ki, zehirli ve yasaklı “bit otu” adı değiştirilerek müşterilere satılıyor. Sürülen yerde deride çatlak bulunması durumunda ya da eller iyice yıkanmadan mukoza ile temas ettirildiğinde, vücuda emilerek sağlık için tehlike yaratma riski yüksek. Şahit olduğum bu durum da net bir şekilde gösteriyor ki, 2009 genelgesine rağmen riskli ürünler isim değiştirilerek ya da banko altından göze kestirilen kişilere rahatça satılabiliyor.

Denetimi kim yapacak?

O halde sorun, etkin denetim. Peki denetimi kim yapacak? Genelge Va­liliklere gönderildiğine göre İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yapılması ge­rekiyor? Peki, görevlilerin zehirli ile zehirsiz bitkiyi ayırt edebilecek eğitimi var mı? Entele otunun bit otu olduğunu nereden bilebilecek? Benim kanımca etkin bir denetim için Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü al­tında Farmakognozi veya Fitoterapi yüksek lisansı yapmış eczacılardan oluşan bir denetim ekibinin kurulması gerekiyor. Aksi takdirde bu genelge de 1985 genelgesi gibi unutulur gider. Zaten aradan geçen birkaç aylık sürede basına yasıyan herhangi bir gelişme de olmadı!

Beklentilerimiz, internet üzerinden ya da medya (radyo ve TV) satış kanal­larından kontrolsüz bir şekilde satılarak insan sağlığını tehlikeye atan ürünlere yönelik etkin önlemler alınması. Birkaç ürüne yönelik alınan toplatma karar­ları, buz dağının görünebilen sadece bir noktası!

Şifalı bitki, bitkisel ilaç ve aktar

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından bazı bitki­sel ürünlerin aktar ve baharatçı dükkânlarında satışının yasaklanması üzeri­ne, bazı televizyon kanallarında yaptığım konuşmalar ve bu konuda yazdığım köşe yazımla ilgili olarak bir okuyucumdan mesaj aldım. Kendisinin şifalı bit­kiler işi ile uğraştığından bahsederek, bu yasaklamanın adil olmadığını, büyük tekellerin rantını artırmak için bir oyun olduğunu belirtiyordu.

Aktarlık kurumu geleneksel tedavi kavramının bir öğesi olarak, tüm İs­lam ülkelerinde olduğu gibi, Anadolu’da da yüzyıllar boyunca sağlık hizmeti vermiştir. Usta-çırak eğitimi ile edindiği bilgiler ile hastalara sağlık hizmeti vermeye çalışanhalk hekimlerihekimin rolünü; yazılan deva formüllerinin temin edildiği “aktarlar” ise eczacının rolünü üstlenmiştir. Ülkemizde güncel anlamda tıp ve eczacılık eğitiminin geçmişi Tanzimat Fermanı ilanına, yani 173 yıl öncesine dayanmaktadır (ondokuzuncu yüzyıl). Ancak geçen sürelerde bu okullardan mezun olan hekim ve eczacıların sayısının yetersizliği nedeniy­le, Anadolu’da halk hekimi ve aktarlık kurumları uzun yıllar hizmet vermeye devam etmiştir.

Artık yirmibirinci yüzyıldayız. Aradan geçen süreçte değişen ve gelişen sağlık politikaları ile sağlık hizmetinin kapsamı, tam anlamıyla olmasa bile, tüm yurtta yaygınlaştı. İnsanlarımız artık hastalandığında halk hekimine değil, en donanımlı hastanelere gidip hekimlere muayene olmayı tercih ediyor. Aynı şekilde dişi ağrıdığında eskiden olduğu gibi berberlere değil, diş hekimine gi­diyor. Günümüzde reçetelenen ilaçların temin edildiği adresler ise eczaneler. Ancak eskiden ve günümüzde reçetelenen ilaçlar arasında önemli bir fark var; eskiden şifalı bitkiler kullanılırken, şimdi doğadan ya da sentezlenerek elde edilen kuvvetli etkili ilaçlar var. Dolayısıyla etkin bir tedavi için uygulanacak ilaç miktarının, hassas bir şekilde eczacı ve hekim tarafından ayarlanması zo­runlu, aksi takdirde zararlı ve hatta ölümcül olabiliyor.

Günümüzde ilaç denilince en basit tanımı ile, teşhis, tedavi ya da sağlığı korumak amacıyla uygulandığında, vücutta fizyolojik bir cevap meydana ge­tiren doğal (bitkisel, hayvansal vb) ya da sentetik kaynaklı farmasötik ürün­ler anlaşılmaktadır. Farmasötik ürünlerden kasdedilen tablet, kapsül, şurup, damla, bitkisel çay gibi ilaç şekilleridir. Dolayısıyla, ilaç şekilleri haline getiril­miş tüm ürünlerin eczacının sorumluluğu altında kullanılması önemlidir. Bu bakımdan Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı bu önlem insan sağlığı bakımından son derece doğru bir karardır.

Bu konuda bazı örnekler vermek isterim. Sarmısak şifalı bir bitkidir. Ye­meklerimize lezzet katmak için pazaryeri ya da manavdan satın alırız. Ancak sarmısağın tedavi edici özelliğinden yararlanmak istiyorsak, bağırsakta çö­zünen kapsülünün kullanılması gerekir. Sarmısak içerisinde bulunan “alliin” maddesi etkisizdir, etkili olabilmesi için sarmısağın ezildikten sonra bir enzim ile (allinaz) temasa geçmesi gerekir. Bu suretle etkili madde olan “allisin” mey­dana gelir. Sarmısağı pişirdiğinizde bu dönüşüm gerçekleşemez. Sarmısak tab­leti yutsanız yine etkili olamaz, çünkü gerek havanın etkisi ile ve gerekse mide asit ortamında hızla yapısı bozulur. Dolayısıyla manavda bir lezzet öğesi iken, uygun şekilde hazırlanmış ilaç şekli eczanede önemli bir ilaçtır. Ancak heki­min yazdığı kan sulandırıcı ilaçları kullanan kişilerde sarmısağın kontrolsüz kullanımı, kanama riskine yol açabilmektedir. Bu bakımdan hastanın hangi ilaçları kullandığını bilen eczacısının yakın kontrolü gerekir.

Yine yemeklerimize lezzet katan zencefil, doğal olarak market ve baharat­çılarda bulundurulmaktadır. Ancak belli bir miktarın üzerinde hamilelerde düşüğe yol açabilmektedir. Yani hamilelerde sıkı hekim ve eczacı kontrolü ile uygulanması gerekir.

Son bir örneği de sarı kantarondan vermek isterim. Çevremde insanların şifalı diye sık sık sarı kantaron çayı içtiğini duyuyorum. Bu gelişigüzel uygu­lamaya ben olumlu bakmıyorum. Sarı kantaron özütünün, hafif ve orta dere­cede depresyonlarda etkili olduğu biliniyor. Ancak çay halinde hazırlandığın­da, etkili bileşenlerin havanın oksijeni ve ısı etkisi ile etkisiz hale dönüştüğü bilinmektedir. Dolayısıyla depresyon tedavisinde standart özüt ile hazırlanan kapsüllerin yeterli miktarda (günde 900 miligram) kullanılması gerekir. Diğer taraftan, organ nakli olan kişilerin organın reddine yol açacağından kesinlikle sarı kantaron kullanmamaları gerekir. Ayrıca bazı ilaçlar ile etkileşebildiğin- den eczacının yakın takibi gerekir.

Sağlık Bakanlığınca satışı yasaklanan ürünlerin hepsi zayıflatıcı ve cinsel gücü artırıcı etkili ya da depresyon ve bağışıklık sistemi üzerinde etkili olan, yani vücutta fizyolojik bir değişiklik meydana getirmek üzere pazarlanan ürünler. Bunlar hekim ve eczacının kontrolünde kullanılmalı. Kimse sağlık için risk taşımayan (miktar abartılmadığında) ama sağlığımız için son derece yararlı olduğu bilimsel çalışmalar ile ortaya konulan çörekotu, zerdeçal, kara­biber, kimyon gibi baharatların ya da badem, ceviz, fındık vb kuruyemişlerin aktar ve baharatçılarda satışını engellemeye çalışmıyor.

Şüphesiz burada muhatap sadece aktarlar ya da baharatçılar olmamalı, bu tip ürünlerin kontrolsüz bir şekilde satıldığı televizyon kanalları ile radyolar ve diğer pazarlama ortamlarını da kapsamalıdır. Bu konuda alınacak önlemleri sabırsızlıkla bekliyoruz.

Prof. Dr. Erdem Yeşilada

Yorumlar (0)
27
açık
Namaz Vakti 03 Ağustos 2021
İmsak 04:05
Güneş 05:51
Öğle 13:16
İkindi 17:10
Akşam 20:30
Yatsı 22:08
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 0 0
2. Alanyaspor 0 0
3. Altay 0 0
4. Antalyaspor 0 0
5. Beşiktaş 0 0
6. Karagümrük 0 0
7. Fenerbahçe 0 0
8. Galatasaray 0 0
9. Gaziantep FK 0 0
10. Giresunspor 0 0
11. Göztepe 0 0
12. Hatayspor 0 0
13. Başakşehir 0 0
14. Kasımpaşa 0 0
15. Kayserispor 0 0
16. Konyaspor 0 0
17. Rizespor 0 0
18. Sivasspor 0 0
19. Trabzonspor 0 0
20. Malatyaspor 0 0
Takımlar O P
1. Adanaspor 0 0
2. Altınordu 0 0
3. Ankara Keçiörengücü 0 0
4. Ankaragücü 0 0
5. Erzurumspor 0 0
6. Balıkesirspor 0 0
7. Bandırmaspor 0 0
8. Boluspor 0 0
9. Bursaspor 0 0
10. Denizlispor 0 0
11. Eyüpspor 0 0
12. Gençlerbirliği 0 0
13. Kocaelispor 0 0
14. Manisa FK 0 0
15. Menemenspor 0 0
16. Samsunspor 0 0
17. Tuzlaspor 0 0
18. Ümraniye 0 0
19. İstanbulspor 0 0
Takımlar O P
1. Arsenal 0 0
2. Aston Villa 0 0
3. Brentford 0 0
4. Brighton 0 0
5. Burnley 0 0
6. Chelsea 0 0
7. Crystal Palace 0 0
8. Everton 0 0
9. Leeds United 0 0
10. Leicester City 0 0
11. Liverpool 0 0
12. Man City 0 0
13. M. United 0 0
14. Newcastle 0 0
15. Norwich City 0 0
16. Southampton 0 0
17. Tottenham 0 0
18. Watford 0 0
19. West Ham 0 0
20. Wolverhampton 0 0
Takımlar O P
1. Deportivo Alaves 0 0
2. Athletic Bilbao 0 0
3. Atletico Madrid 0 0
4. Barcelona 0 0
5. Cádiz 0 0
6. Celta de Vigo 0 0
7. Elche 0 0
8. Espanyol 0 0
9. Getafe 0 0
10. Granada 0 0
11. Levante 0 0
12. Mallorca 0 0
13. Osasuna 0 0
14. Rayo Vallecano 0 0
15. Real Betis 0 0
16. Real Madrid 0 0
17. Real Sociedad 0 0
18. Sevilla 0 0
19. Valencia 0 0
20. Villarreal 0 0
Günün Karikatürü Tümü