Kainat Nizamı ve Sorumluluk Duygusu

Kur’an, tabiatın önünde durup Onu açıklıyorsa, aynı şekilde tabiat da, Kur'anın arkasında durup, Onun Allah kelamı olduğuna şahitlik etmektedir. İşte bütün bunlar, iyice düşünmeye değer şeylerdir.

TASAVVUF 01.11.2020, 01:07 01.11.2020, 01:39 Ramazan Peri
Kainat Nizamı ve Sorumluluk Duygusu

Bilesiniz ki, bu miskin, kitap gibi bir dost bula­mamıştır. Hiç bir kitapla da Tabiat kitabı kadar dost olamamıştır. Kur’an-ı Kerim’i de, tabiatın en doğ­ru ve en güzel açıklayıcısı olarak bulmuştur. Nasıl ki, Kur’an, tabiatın önünde durup Onu açıklıyorsa, aynı şekilde tabiat da, Kur'anın arkasında durup, Onun Allah kelamı olduğuna şahitlik etmektedir. İşte bütün bunlar, iyice düşünmeye değer şeylerdir.

Bilesiniz ki, gaflet içinde bulunan iman, sahibi­ne hiç bir güç ve gıda vermeyen ve bir hayal olarak gelip geçen rüyadaki yemek gibidir. Öyleyse, gaf­letten uyanalım...

Bilinmeli ki, şahıslarda, ailede, geçimde, tica­rette, köylerde, kasabalarda vilayetlerde, devletler­de ve bütün dünyada hesap vermenin tabii oluşu, zaruri olarak tüm alemin mahşerde hesaba çekile­ceğine delalet etmektedir. Şu da bilinmeli ki, diğer yönden gaflet, bir bakıma kafir için helake götüre­cek bir tehlike olduğu gibi, mü’min için de bir rah­mettir. Ciddi olarak iyice düşünülmeli... (1)

Bilesiniz ki, bütün kainat, bütün alemlerin zer­releri, kendilerine mahsus yörüngelerinde dolaşan bütün hücreler; sanatlarındaki sağlamlık, hikmetle­rindeki muhteşemlik ve sırlarındaki gizlilik itibariy­le Esma-i Hüsna’sı ve sıfatlan ile tek olan Allah’ın kudretinin tecelli ettiği yerlerdir. Bütün bunların aynalannda, Allah’ın varlığının ve birliğinin delil­leri parlamaktadır. Onların hepsi de, emri ve iradesi olmadan, kendilerinin meydana gelmesi imkansız olan, yüce yaratıcının sonsuz hikmetine ve büyük kudretine delalet eden nakışların renkleriyle boyan­mışlardır.

Şeyh_Muhammed_Nurullah Seyda

Sanki bütün kainat, yeryüzüyle, gökleriyle, yıldızlarıyla, güneşleriyle, aylarıyla, atmosferiyle, boşluğuyla, gecesiyle, gündüzüyle, birbirine sarıl­mış cam zerreciklerinden ve parlak cisimciklerden olaşan şeffaf bir küredir. Bu küre, bitkilerin süsü, ağaçlarının tomurcuklan, mevsimlerinin güzelliği, çeşit çeşit ilâç sandıklan sayılabilecek meyveleri, cins cins canlı ve cansız varlıklan, uğradığı binlerce değişik şekilleri, dimdik duran yüce dağlan, duruşundaki sakinliği, dönüşündeki öfkesi, yağmur damlalan, bembeyaz kar yığınlan, kısaca tüm nizam ve intizamı ile bir bütünlük arzetmektedir. Öyle ki, güneş doğduğu zaman, onu bu kürenin bütün zerre­lerinde, her yerde, bir anda görürsün.

Sanki kainat, bütünü ve parçalan ile: “İlk, O’dur. Son O’dur. Açık O’dur. Gizli O’dur.” (2) sımnın bir görüntüsüdür.

Cenab-ı Hakk’ı teşbih ile bütün noksanlıklar­dan tenzih ederiz ki, O, çokluğu azlıkta, bütünü parçada, topluluğu teklikle gizlediği gibi, güç ve kuvveti güçsüzlük ve acizlikte gizlemiştir. Yine zen­ginlik ve saltanatı, fakirlik ve yoksullukta, rahatlık ve lezzeti, yorgunluk ve sıkıntıda, gönül huzuru ve sevinci, üzüntü ve kederde gizlemiştir. Bunlar gibi genişlik ve bolluğu, sıkıntı ve darlıkta, süs ve kon­foru, bakirlik ve aşağılıkte, ilim ve aklı, bilgisizlik ve gaflette gizlemiştir. Sanki bütün bunlar, iç içe, birbirine girift şeyler halindedir.

Evet, Cenab-ı Hak, son derece cılız olan sivri sineğin küçücük iğnesinin kahredici, can yakıcı bir kuvvetle donatmıştır ki, o, bununla koskocaman bir file saldırıyor; fil ise, onun karşısında savunmasız, kalıyor. Son derece zayıf ve cılız olmasına rağmen Allah, ona öyle duyarlı ve kazıcı bir güç bahşetmiş- (1) Hadîd : 3 tir ki, onunla, zifiri karanlık bir gecede karanlıklar içerisinde insanın sağlam ve dayanıklı cildinin al­tından kan fırşkırtmaktadır.

Cenab-ı Hak, dünya işlerinde karşılaşılan bü­yük sıkıntıları, vazifeyi yapmış olmanın verdiği gönül huzurunda meydana gelen öyle bir lezzetle süslemiştir ki, insan, o lezzetin sırf kendisi için ya­ratılmış olduğunu zanneder.

Yine Allah-ü Teala’nın akıllan hayrete düşüre­cek hikmetlerinden biriside küçücük anlara verdiği idrak ve anlayış gücüdür. Arılar, bu güçle, son de­rece kabiliyetli ve en modem araç ve gereçle dona­tılmış olan mühendislerin bile güç yetiremeyeceği şeyleri keşfederler.

Bunlardan da öte Allah, gözle görülemeyecek kadar küçük, zavallı bir mikroba ilahi adaletin tec- celsi olarak öyle bir idrak, faaliyet ve hayat gücü vermiş ki, O, bu güçle en büyük yaratıkların bile elinin ulaşamayacağı işleri yapmaktadır. Nitekim, bilindiği üzere son derece küçük ve cılız olmasına rağmen, en modem imkanlarla donatılmış tıbbi güç­lerle savaşmakta mızrağını insan ve hayvan toplu- luklannm bütün ordularına karşı sallamaktadır...

Kısaca Allah, en büyük kuvvet ve saltanatı bile yaşlı bir kocakarının sesine ve çağresiz bir nöbet­çiye muhtaç eder. En büyük servet ve zenginlik de, çok değersiz bir tek kuruşa ihtiyaç duyar. Çünkü o kuruşlar olmadan, servet birikmez.

Yine Cenab-ı Hak, her bir çiçeği başlıbaşına bir alem ve kendine has bir kitap mesabesinde olan ve binlerce cinsten meydana gelen ilkbahar bahçeleri­nin güzelliğini, bütün dünyanın çöplüğü sayılabile­cek cansız ve değersiz toprağın içinden çıkarmakta­dır.

O, bu güçlü, canlı ve kocaman insan vücudunun haritasını kendisine büyük nimetler bahşederek, bir nokta mesabesindeki bir damlacık suyun içerisinde gizlemiştir.

Büyük ağaçların geniş tablolarını da, teorik de­ğil, gerçek madde ve unsurları ile bir çekirdeğin son derece küçük kabuklan içerisinde sığdırmıştır. Kı­saca, küçükleri büyütmüş, küçümsenenleri, sonsuz, ilim, cömertlik ve hikmeti ile yüceltmiştir. Bütün bunlarda öyle bir hikmet vardır ki, Cenab-ı Hak, en büyük ve en sağlam şeylerde değil, en küçük ve en basit şeylerde bile tesadüfe yer bırakmamıştır. Hik­metinin bir gereği olarak, cüzden küllü, cüz’i den külli’ yi, çıkarmıştır.

Şeyh_Muhammed_Nurullah Seyda

Allah, varlığı son derece gizli olmakla birlik­te, insan aklına yerin tabakalannı ve fezayı kuşa­tan rahmeti ile ihsanda bulunmuştur. Ama yine de insan aklı, kendisini ve ufuklarının ardım bilemez. Bir şeyi hatırlamak isterken unutur; unutmak ister­ken, hatırlar. Sevinmek isterken üzülür; üzülürken, sevinir, işte bütün bunlar, insanın güçsüz bir yaratık olduğunu ve haddini aştığında uslandırılması, yola getirilmesi gerektiğini gösterir.

Bilinmeli ki, güçlünün atışı, güçsüzün atışından daha isabetli olduğu gibi, benlik ve gösteriş şaibe­leri karışmayan sözler de gönüllere daha tesirli olur.

Evet, hiç şüphesiz ki, hasta, üzgün, acılı bir kimsenin iniltisi ile gerçek âşıkların âhı, insanın kalbine sağlıklı kimselerin kahkahası ile budala saç­malarından daha çok tesir eder. Nitekim, konuşanla dinleyenin tepkileri de birbirinden farklıdır.

Bilinmeli ki, bünyeye uygun gelmeyen bozuk yiyeceklerin dol durul ması ile midenin zehirlenmesi gibi, zihin de bozuk fikirlerin doldurulması ile ze­hirlenir. Nasıl ki, her yiyecek, yemeye uygun değil­se, her fikir de kabul edilmeye uygun değildir. Na­sıl ki, midenin bir takım perhizleri varsa, zihnin de aynı şeklide perhizleri vardır. Oraya giren bozuk ve kötü fikirlerin hemen zikirle değiştirilmesi gerekir.

Bilinmeli ki, kalp, mhun midesidir. Oraya gir­meyen şeylerden hiç bir gıda alınmaz geçici bir zevkten başka...

Ey budala kalbim, şunu iyice bil ki, nefis, sana zamanında yaşayan insanlara, çağdaşlarına bakma­yı söyler. Ve sana iyilikle öğüt verirmişçesine yağ­cılık yaparak:

“Hayırlı ve salih ameller, senin zamanında de­ğil, eskiden mümkün oluyordu. O zamanlarda, böyle işlere yardımcı olan ve arkadaşlık eden çoktu. Çün­kü, o insanların hepsi iyi ve takva sahibi kimseler­di. Ama şimdi ise, diğer insanlardan farklı olduğun zaman, seninle alay ederler. Öyle ise, Sen de onla­ra uy. Onların başına ne gelirse, senin başına da o gelir. Musibetler ise, umumi olduğundan tatlıdır. ” diyecek olursa, sakın dinleme. Onun aldatıcı hile­lerine kapılıp da, kötülük iplerine bağlanma. Ona yumuşaklıkla de ki:

“Şayet bir beldenin halkını boğacak kadar bü­yük bir sel felaketi olursa, şehir halkı da bu gerçeği bilmediklerinden dolayı yerlerinden ayrılamasalar, herhangi bir tedbir alarak kaçmasalar ve sen de on­lardan ayrılıp, bir gemiye binerek ölümden kurtul­ma imkânına sahip olsan, o zaman da: “Musibetler, umumi olduğunda tatlıdır.” diye düşünebilir mi­sin?” İsterseniz İmam Busırî hazretlerini bir ziyaret edip, Hekimane verdiği reçeteyi beraber okuyalım: “Nefs ve şeytana muhalefetle isyan et, Onlar sana sırf öğüt verirmiş gibi görünseler de dinleme, geç, git. ”

Bilinmeli ki, insanoğlu, sahibi tarafından aya­ğına bir ip bağlanıp, ucu tutularak salıverilen budala ve zavallı bir kuş gibidir. Bu kuş, bir daha mürebbi- sine dönmemek üzere kaçıp gitmeye kararlı olarak uçar. Kendi bozuk düşüncesi ve hasta karakteri do­layısıyla hayatı için, mürebbîsinin sağlam bir kale mesabesindeki emrine isyan eder. Hmir kafesine girmenin hayatım bozacağım sanır. Kendisinden her itaat istendiğinde, ister istemez yapacağım, daima bir emre bağlı olduğunu bilmez gafil. Arkadan çe­kildiğini görüp hissederek, geriye dönüş işaretlerini anlayınca, bu sefahat içerisindeki serbest hayatın­dan ve budalaca tattığı hürriyetten dolayı cehennem hapishanesine mahkum edilmiş olacaktır. Evet, bu ahmak kuşun inkarından ve küfran-ı nimette bulun­masından dolayı terbiye edilmesi gerekir!..

Şeyh Muhammed Nurullah El-Cezeri/Çekirdekler ve Gerçekler

Tercüme: Abdullah Yücel

---------------------------------

(1) Açıklama: Burada mümin’in gafleti ve kafirin gafleti aynı ma­naları ifade etmektedir. Kafirin gafleti Allah’dan islamdan ve ahiret gününden bihaber olmasıdır ki, bu gaflet kafirin helakine sebep olur. Mü’min’in gafleti ise şakalaşmak, uyumak, çocuklarıyla oynamak, v.b. gibi murakabeden uzaklaştığı hallerdir. Ama bu gaflet azabı gerektiren gaflet olmayıp, mümin için bir rahmet mahiyetindedir.

(2) Hadîd : 3

Yorumlar (1)
Emel öztürk 3 yıl önce
Çok güzel bir çalışma ama lütfen sesli okumada erkek sesi kullanın hitap edemiyor güzelim esere yazık oluyor
15
açık
Namaz Vakti 15 Nisan 2024
İmsak 04:46
Güneş 06:18
Öğle 13:09
İkindi 16:52
Akşam 19:51
Yatsı 21:16
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 32 85
2. Galatasaray 31 84
3. Trabzonspor 32 52
4. Beşiktaş 32 48
5. Rizespor 32 48
6. Başakşehir 32 46
7. Kasımpasa 32 46
8. Sivasspor 32 44
9. Alanyaspor 31 42
10. Antalyaspor 32 42
11. A.Demirspor 32 40
12. Samsunspor 32 38
13. Ankaragücü 32 37
14. Kayserispor 32 37
15. Konyaspor 32 36
16. Hatayspor 32 33
17. Gaziantep FK 32 31
18. Karagümrük 32 30
19. Pendikspor 32 30
20. İstanbulspor 32 16
Takımlar O P
1. Eyüpspor 30 68
2. Göztepe 30 60
3. Kocaelispor 30 52
4. Ahlatçı Çorum FK 30 52
5. Sakaryaspor 29 50
6. Bodrumspor 29 48
7. Boluspor 30 46
8. Bandırmaspor 30 46
9. Gençlerbirliği 30 44
10. Erzurumspor 29 40
11. Keçiörengücü 30 36
12. Şanlıurfaspor 30 34
13. Ümraniye 30 34
14. Manisa FK 30 33
15. Tuzlaspor 30 32
16. Adanaspor 29 31
17. Altay 30 15
18. Giresunspor 30 7
Takımlar O P
1. M.City 32 73
2. Arsenal 32 71
3. Liverpool 32 71
4. Aston Villa 33 63
5. Tottenham 32 60
6. Newcastle 32 50
7. M. United 32 50
8. West Ham United 33 48
9. Chelsea 30 44
10. Brighton 32 44
11. Wolves 32 43
12. Fulham 33 42
13. Bournemouth 32 42
14. Crystal Palace 32 33
15. Brentford 33 32
16. Everton 31 27
17. Nottingham Forest 33 26
18. Luton Town 33 25
19. Burnley 33 20
20. Sheffield United 32 16
Takımlar O P
1. Real Madrid 31 78
2. Barcelona 31 70
3. Girona 31 65
4. Atletico Madrid 31 61
5. Athletic Bilbao 31 57
6. Real Sociedad 31 50
7. Real Betis 31 45
8. Valencia 30 44
9. Villarreal 31 39
10. Getafe 31 39
11. Osasuna 30 39
12. Las Palmas 31 37
13. Sevilla 31 34
14. Deportivo Alaves 31 32
15. Mallorca 31 31
16. Rayo Vallecano 31 31
17. Celta Vigo 31 28
18. Cadiz 31 25
19. Granada 31 17
20. Almeria 31 14
Günün Karikatürü Tümü