İslam Coğrafyasında bugün itibari ile çatışmakta ve halen faaliyette olan 15 den fazla proje var. Bunlar en önemlileri ve başat gidenleri;

1) Büyük Orta Doğu Projesi (Amerika)

2) Büyük İsrail Projesi (İsrail)

3) İslam’ın İslam ile Savaştırılması Projesi (İngiltere)

BOP, Amerika da mevcut iktidarın gelmesi önceliklerin yer değiştirmesi sonucu kısmen raftan kalkmış gibi gözükse de Yahudi Siyonistlerin ve Neo-Conların baskıları ile Trump’ın ara ara yüzünü Mezopotamya ya dönmesi ile bu proje varlığını hissettiriyor.

Bush döneminde Dışişleri Bakanı olan Condoleezza Rice, Washington Post’a yayınlanan makalesinde; İslam Coğrafyasında 22 Ülkenin sınırlarının yeniden çizilmesinden bahsetmiş ve bazı ülkelerin 2 ye 3 e hatta 4 e bölünmesi ile neticelenecek bir proje diye nitelemişti. Bu proje kapsamında sınırları değişecek olan ülkelerden 2 si İran ve Türkiye…

Ancak Neocon – Siyonist ittifakının desteklediği yönetim bugün iktidarda yok. Bugün Amerika’da iktidarda olan WASP’ÇILARDIR. Yani Amerika’nın Milliyetçileri, önce Amerika diyen önce ABD güvenliği, önce ABD ekonomisi sonra Müttefikler ve İsrail diyen bir yönetim var. İşte bu sebepten dolayı bugün ve uzun zamandır BOP dediğimiz proje uygulanabilme özelliği açısından diğerlerine nazaran daha ağır ve aksak ilerlemektedir.

ABD Savaş Bakanlığının yeni açıklamış olduğu Ulusal Güvenlik Stratejisi 2026 raporuna baktığımız zaman bunu net bir şekilde görebiliriz. ABD’nin içerisinde yer aldığı Batı Yarım Kürenin güvenliğini önceleyen ve yatırımların neredeyse tamamının o tarafa kaydırılmasını öngören düşman ve dost(müttefik) olduğu ülkelerle ilişkilerini de buna göre dizayn eden bir Amerika ile bugün karşı karşıyayız.

İşte tüm bu sebeplerden dolayı bugün ABD tüm tehdit ve şantajlarına rağmen İran ile sıcak bir temasa girişmesi çok olasılıklı gözükmüyor. Zira hem İran’a uygulamış oldukları Ambargo ve hem İran’ın kendilerini en büyük düşman diye nitelemesi sonucu ABD’ye karşı uygulanan perdeleme neticesinde ABD bugün İran’ın gücünün sınırlarını tam kestirebilmiş değil. En son İran göstericilere yönelik önlemler kapsamında tüm İran’da interneti kesmesi neticesinde ABD Starling uydularını göndermiş ancak İran elindeki teknoloji sayesinde beklenmedik bir biçimde bu uyduları resmen kör etmiştir. Onun için ABD bugün ne ile karşılaşacağını tam kestiremediği bir savaşın içine girmek istememektedir. Girse bile sadece İsrail’in yaptığı gibi kısa süreli bir vur kaç olabilir ama onun da maliyeti ve sonucu nerelere dayanır öngörülemez. Diğer yandan Hasan Nasrallah’ın şehadetinden bu yana Lübnan Hizbullah’ının sesi soluğu çıkmamaktadır. İsrail ara sıra burayı yoklasa da Hizbullah ciddi bir karşılık vermemektedir. Doğal olarak Hizbullah’ın eski gücünü kaybettiği izlenimi dışarıya vermektedir. Oysa unutulmamalı Humeyni Hizbullah’ı sadece İsrail’e bir tampon olsun diye değil bölgede İran’ın güvenliğine tehdit teşkil ettiği anda harekete geçsin diye kurmuştur. Onun için Hizbullah’ın bugün sessizliği kimseyi aldatmasın. ABD hiç şüphesiz bunu da bugün öngörmektedir.

İşte tüm bunlardan dolayı İran ile sıcak bir çatışma içerisinde olmaktan ziyade İran ve bölge ülkeler içerisinde iç karışıklıklar çıkarmak ABD için daha çıkar yol gözükmektedir. İran’da yaşananlara bu gözle bakmak her zaman faydalı olacaktır. Zira bugün İran’da iç karışıklıkları kışkırtan/yönlendiren ABD ve İsrail ajanlarının olduğunu her daim aklımızda tutmakta fayda var. Geçenlerde Trump’ın “İran bir takım idamları durdurduğu için şimdilik vurmaktan yana değiliz” açıklaması aslında yakalanan 800 den fazla Mossad ajanının infazının ertelenmesinden bahsettiği birçok yerel kaynaklarda geçmektedir.

Peki, İran’da durum böyleyken çevre ülkelerde başta Türkiye de durum nasıldır? Çünkü İran da olacak/olan bir uluslararası müdahaleden Türkiye ve komşu ülkelerin izole tutulması mümkün değildir. İran ile ABD/İsrail arasında ki soğuk savaş başladığından beri Türkiye’de de İran ile bağları kopartacak hiç olmazsa zayıflatacak 5. Kol faaliyetleri tam gaz devam etmektedir. Bunun için;

1- Amerikan Sünniliği

2- İngiliz Şiiliği

Fazlası ile hatta artarak gündemde yerini almaktadır. Bu her iki Siyasal yorum çok önceden beri yani 1979 İran İslam Devrimi yaşandığından beri farklı platform ve coğrafyalarda dillendirilmektedir.

İngiliz Şiası İngiltere merkezli olup Hz. Ebubekir, Hz. Osman ve Hz. Ömer’e ağır hakaretler edip Hz. Aişe’yede ağır ithamlarda bulunmaktadırlar. Hatta bu grup İmam Humeyniden sonra Ayetullah Ali Hamaney'e de ağır ithamlarda bulunmaktadırlar.

Amerikan Sünniliği ise Türkiye’de özellikle CIA destekli bazı tarikat ve cemaatler üzerinde yuvalanmıştır. Bu tarikat ve Cemaatler zaman zaman farkında olarak ya da olmayarak CIA gönüllü aparatları olmuştur. Türkiye’nin bölgesel güç olmasını isteyen Milli karakterli Derin yapılanması 15 Temmuz öncesi ve sonrasında Amerikan Sünniliğinin ete kemiğe bürünmüş olan yapısını berhava etmiş ancak diğer yapılar içerisindekileri maalesef ayıklayamamıştır. CIA merkezli derin yapılanma başta Hızır Ali Muratoğlu ve Bayram Ali Öztürk gibi vatan millet sevdalısı Allah dostlarını öldürmek suretiyle kendilerini hizmet edecek olan zaafları fazla, sözde bir takım hocaların önlerini açmış onları kanaat önderi seviyelerine getirmiştir. İlm-i Siyasetten bihaber olan bu sözde hocalar cemaatlerine ve etkili olduğu İslami kesimlere yönelik sürekli ŞİA/İRAN anti propagandası yapıp aslında “İran’ın İsrail’den daha tehlikeli olduğu” kanaatini empoze etmeye çalışmaktadırlar. Bu İngilizlerin oluşturmuş olduğu İŞİD yapılanması içinde de geçerli bir durumdur. Onlarda Mürtedler (yani onlara göre dinden dönen Müslümanlar) dururken İsrail ile savaşılmaz anlayışı vardır. Farkında mısınız Emperyalistler eliyle oluşturulmuş yapılar ya da sirayet edilmiş yapılar hep aynı şekilde hareket ediyorlar.

Peki, bu fitne ve fesat hareketleri sadece Cemaatler içerisinde mi var?

Tabi ki hayır!

Gazetelerin/TV’lerin ve İnternet sitelerinin köşe başlarını tutmuş özellikle gençler üzerinde etkili olan bir takım entel dantel tavırlı eli kalem tutan bir takım zevatı da dışarıdan beslemek sureti ile sürekli ŞİA-SÜNNİ gerilimini/fay hattını toplum nezdinde diri tutmaktadırlar. Güya İran’ın İslam Coğrafyasında katliam yaptığını söyleyenler aynı şekilde Amerika mazlum Suriye halkını füzelerle bombalarken “yeterince içlerinin soğumadığını” söyleme acziyetini, pespayeliğini ve aşağılıkça bu durumu göstermişlerdir. Hakeza İran’da bugün olup bitenleri halka anlatırken Siyonist propagandist haber siteleri ya da etki ajanlarının verdikleri verileri nüfuzları atında ki insanlarla “doğruluğunu araştırmadan” paylaşmaktadırlar.

İran bu mevcut durumdan haberdar olduğu için Ali Hamaney aracılığı ile sürekli Sünni İslam Dünyasına yönelik mesajlar vermiş özellikle Hz. Aişe’nin ümmetin annesi olduğu vurgusunu dile getirmiş ve Sünni kardeşlerimizi incitecek her türlü söz ve davranıştan kaçınılması gerektiğini dile getirmiştir. Yine aynı şekilde 2021 Yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Sünni bir Kürt olan Amiral Şehram İrani atanmak suretiyle hem Kürtlere hem de Sünni Dünyasına mesaj vermişlerdir. Aynı şekilde 2024 Yılında Cumhurbaşkanı Yardımcılığına Sünni bir Kürt isim olan Abdülkerim Hüseyinzade atanmıştır. Hakeza İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan Baba tarafından Azeri türkü Anne tarafından ise Kürt kökenlidir. İran da tüm bu olanlar rastgele tesadüfen olan şeyler değildir. Bunların hepsi bölge ülkelerine ve İslam Dünyasına verilen mesajlardır.

Bugün Siyonist Netanyahu açık açık Arzu Mevud topraklarından bahsederken bu planın sadece İran’ı kapsadığını İran’a olası bir müdahaleden sonra Türkiye’yi pas geçeceğini düşünmek en hafif tabiri ile SAFLIKTIR. Ya da Siyonizm’e paralı ya da gönüllü hizmetkârlıktır. Bugün Siyonist yapı bir şekilde İran’da rejimi devirirse ya İran ile bizi savaştıracak yahut direk bizimle savaşa girişecek. Bunun başka alternatifi yok. Rahmetli Erbakan Hoca Başbakanlığı döneminde İran Milli Gününde şunları söylemişti: “İran İslam Devrimi hayırlı olmuştur.” Bu tüm Ehli Sünnet olan İslam Dünyasının kulağına küpe olmalıdır.