Haberin Kapısı
2022-03-24 17:20:04

HUZUR DOLU HAYAT İÇİN/2

İbrahim Cücük

24 Mart 2022, 17:20

2. Her gün yeni öğrendiğimiz ilginç, orijinal ve faydalı 3 bilgiyi sözlü olarak anlatalım

Söyleme tarzında âdâba uyarak söyleyelim. Zira âyet-i kerimede Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel olan (yol, prensip, usûl) ile yap! Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanları da hidâyette olanları da en iyi bilendir.”

(Nahl sûresi 16/125.)

Hikmet: Sahih, sağlam söz, hakkı izah eden ve şüpheyi ortadan kaldıran delildir. Güzel öğüt ise Allah’ın azabından sakınmaları için ince ibretlerle, uyarıcı vakalarla anlatılan şeydir.

(Kâsimî, Tefsîru’l-Kâsimî, X, 177.)

Hikmet; ilim, akıl, eşyanın hakikatini bilmektir.

(Râğıb, el-İsfehânî, el-Müfredât fî ğarîbi’l-Kur’ân, s. 126, 127.)

En üstün ilim, Kur’ân-ı Kerîm’dir. Eşyanın hakikatini en iyi bilen Allah Teâlâ olduğuna göre hikmet de O’nun vahyi, ilmi demektir. Yani insanları Kur’ân ile Allah’ın yoluna davet et demektir.

Âyetteki “güzel öğüt”ten maksat; vaaz, nasihat, dinî öğüt, ibret vermek, birinin kalbini yumuşatacak şekilde sevap ve azaba dair söz söylemektir.

(Râğıb, el-İsfehânî, a.g.e., s. 564.)

Hikmet, toplumun önde gelenlerine, binleri arkasında taşıyan birlere yani havassa ilim ve akılla yapılandır. Güzel öğüt ise avama/halk tabakasına yapılandır.

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in davette öncelik prensibi bu âyete göre havastır, sonra avamdır. Eğer dava havassa mal edilirse, avama da havas vasıtasıyla mal edilir. Zira avam çoğunlukla havassın arkasında yürür.

Mücadeledeki prensibi “en güzel olan”dır.

En güzel olan: Hakkı ispat ve bâtılı iptalden başka maksadın olmadığını ortaya koyarak münâzarada insafa teşvik, hakka tâbi olmak, rıfk/yumuşaklık ve güler yüzle davranarak mücadeleyi yürütmektir.

(Kâsimî, a.g.e., X, 177.)

Diğer bir manada “hikmet” havassa, “güzel öğüt” avama, “en güzel olan mücadele” de mücadele edenlere karşı yapılır.

(Râzî, Fahruddîn, Mefâtîhu’l-Ğayb, XX, 138, 139. )

Davetteki prensibi; hakaret edene hakaret etmemek, zulmedeni affetmek, kötülük edene iyilik etmek, alâkayı kesenden alâkayı kesmeyerek hakkı anlatmaya, hakkın tarafını tutmaya ve bütün bu olumsuzluklara katlanarak devam etmektir.

Yunus Emre’nin:

“Dövene elsiz gerek,

Derviş gönülsüz gerek,

Sövene dilsiz gerek,

Sen derviş olamazsın.” anlayışının kaynağı da Mekke dönemindeki ilâhî tâ’lîm ve terbiye ile hareket eden Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bu prensibiydi.

Tavsiye ederken de şu prensiplere dikkat edelim:

a) Şükretsinler diye Allah’ın nimetlerini hatırlatmak,

b) Dönüş yapmaları için kusurlarını hatırlatmak,

c) Sakınıp korunmaları için düşmanları olan şeytanı hatırlatmak,

d) Bütün engelin, şeytanın işini kolaylaştıran nefis olduğu için nefsimizin terbiye olması gerektiği gerçeğini hatırlatmak,

e)Kendimizi büyük görmeyerek karşımızdakini de küçümsemeyerek söylemek,

f) Yumuşak üslûp ile söylemek.

Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“(Mü’min) kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Şüphesiz şeytan aralarına niza sokmak ister. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”

(İsrâ sûresi 17/53.)

“Keskin kılıç yumuşak ipeği kesmez.”

Mevlânâ

Yumuşak ipek gibi olmayı tercih edersek, kılıç gibi adamlara galip geliriz demektir.

“Tatlı dilli olanların dostları her gün biraz daha artar.”

Hz. Ali (k.v.)

“Tatlı suyun başı kalabalık olur.”

Mevlana

“Çakıl taşlarını kemâle erdiren çekiç darbeleri değil suyun okşayışlarıdır.”

R. Tagor

g) Seviyeye göre konuşmalı, iyi ânı yakalamak olmalı, bıktırıcı olmamalıdır.

h) Söylediği nasihatleri kendisi yapıyor olmalıdır.

Tebliğden ziyade temsile dikkat etmelidir.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.