Haberin Kapısı
2021-11-16 13:46:21

Şahsi Kemalat -3

İbrahim Cücük

16 Kasım 2021, 13:46

3. Hedefe doğru merhaleleri idrak etmek

Mü’min kişi önce kendi nefsi hangi nefis çeşidi düzeyinde ise bir üst düzeye çıkmaya gayret etmelidir. Ama her an ölüm gelebilir düşüncesiyle derhal harekete geçmeli, nefsi terbiye etmeye yönelmeli ve “nefs-i mutmainne”ye ermeye çalışmalıdır. Çünkü Allah’ın lütfu ile cennete doğrudan girebilecek olan nefis budur.

Bu mertebeye ulaşabilmek için de kendisi bu mertebeye ulaşmış, ehil, asrın insaf sahibi âlimlerinin hüsn-i zannını kazanmış, terbiyeden geçirilmiş ve bu terbiye görevi ile vazifeli olan âlim ve ârif zatın terbiyesi altına girmek gerekir. Zira âyet-i kerîmede Rabbimiz (c.c.) şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!”

(Tevbe sûresi 9/119.)

Şu âyet-i kerimede “Gir (sâlih) kullarım arasına ve (onlarla birlikte) cennetime gir!” (Fecr sûresi 89/27-30.) buyurulmuştur.

Dikkat edilirse önce “sâlih kullarım arasına gir” sonra “cennetime gir!” denmiştir. Anlaşılan o ki, cennete girebilmek için dünyadayken cennetliklerin amellerini işleyen kulların arasına girmek gerekir. Cennetlik olan bu kişilere Allah Teâlâ "benim kullarım" demektedir. Yüce Allah’ın “benim kullarım” dediği kişiler, sâlih kullardır.

Sâlih kul, imana göre yani âyetlerdeki ve hadîslerdeki gerçeklere ve bütün hayatında Hz. Peygamber (s.a.s.)’i örnek alıp sünnetine göre hareket eden, kalbi pâk, alnı ak, içi dışından büyük, işinde gâlip hem kendisini ıslaha çalışan sâlih hem çevresini ıslaha çalışan muslih olan zattır.

“Nefsini, mücadele etmen gereken bir düşman ve geri vermen gereken bir emanet bil!” Cafer b. Sadık (rh.a.)

“Düşmanların içinde en azılı düşmanın, iki yanın arasındaki nefsindir.”

(Aclûnî, Keşfu’l-hafâ, I. 143. Beyhakî Zühd kitabında zayıf isnadla rivayet etmiştir.)

Bu hadîsteki nefis, nefs-i emmaredir.

“Nefsin senin bineğindir. Öyle ise ona şefkatle muamele et!”

(Âlûsî, Tefsîru Rûhu’l-Meânî, V, 180; es-Serahsî, el-Mebsût, I, 23.)

Bu hadîs-i şerîfteki nefis ise, nefs-i mutmainnedir.

Yusuf sûresinde, azîzin karısı Züleyha şöyle demiştir:

“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, daima kötülüğü emredicidir. Ancak Rabbimin merhamet ettiği (nefis) müstesnadır. Şüphesiz Rabbim Ğafûr ve Rahîmdir.”

(Yûsuf sûresi 12/53.)

Kötülüğü emreden, nefs-i emmâredir. Merhamet edilen ise, nefs-i mutmeinnedir. Demek ki Rabbimizin merhameti olmazsa kimse mutmainneye eremez.

“İki görüşten hangisinin doğru olduğu hakkında tereddüde düşersen, sana sevimli geleni bırak ve nefsine ağır geleni tercih et!”

Abdullah b. Abbas (r.anhümâ)

“Nefse sorup aksini yapmak kemaldir.”

Mevlânâ

“Marifet, nefsi silmek değil, bilmektir.”

Hacıbektaş-ı Veli (k.s.)

“Kendi nefsine karşı koyarsan, rahat edersin.”

Hz. Ali (k.v.)

“Nefsini sevdiği halde Allah’ı sevdiğini iddia eden kimse, yalancının biridir.”

Yahya b. Muaz (rh.a.)

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.