c) Hükümlerine müracaat ederek
     Kur'ân-ı Kerîm’in hükmüne müracaat demek, Allah’a müracaat demektir. Allah’a müracaat da Kur'ân-ı Kerîm’e müracaatla gerçekleşir.
     Kur'ân-ı Kerîm’e müracaat etmeyen yani Kur’ân ahkâmı ile amel etmeyen hakkında üç hüküm vardır. Bu konuda üç âyet-i kerîme vardır:
     “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide, 5/44)
     “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mâide, 5/45)
     “Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.” (Mâide, 5/47)
     Birinci âyet-i kerîme, Kur’ân ahkâmını, kabul etmeyerek veya hafife alarak veyahut beğenmeyerek hükmetmeyen kimse hakkındadır; ikinci ve üçüncü âyetler, Kur'ân ahkâmını kabul etmesine rağmen, gereğiyle amel etmeyen kişiler hakkında olup haram işleyen günahkâr hükmündedirler.
     Bu konuda Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ne güzel buyurmuştur:
     “Kim Kur’ân’ı okur ve onu güzelce ezberler, helalini helal, haramını haram kabul ederse; Allah bu sayede o kimseyi cennetine sokar. O kişi de kendi ailesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat eder.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 13; Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, I, 148.) 
     d) Başkalarına öğreterek, Kur’ân âyetlerini birbirimize nasihat ve başkalarına tebliğ ederek
     Bu konuda Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
     “Sizin en hayırlılarınız, Kur’ân (ilimlerini) öğrenen ve öğretenlerinizdir.” Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 21; Ebû Dâvud, Salât, 349; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 15.)
     En hayırlı iş, en hayırlı olanla uğraşmaktır. En hayırlı iş, ilimle, faydalı olan, lazım olan ilimle; bir de Allah’ın ilmi ise, elbette en hayırlı iş olur. En hayırlı insan da bu en hayırlı Allah’ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm ilmi ile uğraşan kimsedir.
     Bu hadîs-i şerîfin tercümesi verilirken daha ziyade “sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreten” diye tercüme edilmekte ve böylece de sadece Kur’ân’ın yüzünden okumak manasına anlaşılmaktadır. Bu ise, hadîsin maksadının binde biri değildir. Hâlbuki hadîs-i şerîfte, teallüm ve ta’lîm yani Kur’ân ilimlerini öğrenen ve Kur’ân ilimlerini öğreten manası kasdedilmektedir.
     En güzel nasihat, Allah’ın nasihati ile nasihat etmektir. Nasihat ederken kendimizi öne çıkarmadan, Allah Teâlâ şöyle buyuruyor diyerek nasihat etmek faydalı da olur tesiri de olur:
     “Öğüt ver, muhakkak öğüt mü’minlere fayda verir.” (Zâriyât, 52/55)
     En güzel nasihat, mü’min için Kur’ân ile yapılan nasihattir. Şu ayette belirtildiği gibi:
     “Benim uyarımdan korkan kimselere Kur'ân ile öğüt ver.” (Kaf, 50/45)
     Öğüt verirken de öğüt zamanını, nasihat üslubunu ve faydalı olmayı gözeterek öğüt verilmelidir. İşte bu konuda da Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
     “O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.” (A’lâ, 87/9)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum yazarak Haberin Kapısı Kurallarını kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz demektir. Yazılan yorumlardan Haberin kapısı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.